Midilli Adası

Midilli Adası

    Midilli Adası Doğu Ege Denizi adalarına aittir. Yüz öçlümü 1.630 km kare olup, içinde Limnos, Ayos Efstratios ve küçük kayalıklar bulunan Lesvos İline aittir. Adanın iki körfezi - Yera ve Kaloni körfezleri - ve çok sayıda koy ile burunları vardır.

    Adanın en önemli ovaları, Kaloni, İppios, Perama ve Eresos ovalarıdır. Adadaki en önemli dağlar Lepetimnos, Olimpos ve Psilokoudouno dağlarıdır. Çok sayıda sel yatağı vardır ve bunlar Çiknias, Çihliotas, Milopotamos, Seduntas ve Almiropotamos gibi ovalardan geçmektedirler.

    Adanın doğu ve batı kısımları zeytinlikler, çam, köknar, çınar, kestane, kayın ve palamut ağaçları ile kaplıdır. Genel olarak Midilli Adası’ nın flora ve faunası zengindir. İklim açısından Midilli Adası, yıl boyunca havası yumuşak, açık ve çoğu zaman güneşli olup, Akdeniz iklimine sahiptir. Adanın nüfusu yaklaşık 100.000 kişidir ve Midilli şehri adanın başkenti olup, aynı zamanda da bir yönetim merkezidir. Midilli şehrinde bulunan yönetim merkezleri şunlardır; Midilli Adası Valiliği, Ege Bakanlığı, Kuzey Ege Bölge Yönetimi ve Ege Üniversitesi.

    Adada toplam 13 Belediye bulunmaktadır. Yerel ekonomi tarıma, özellikle de üstün kaliteli zeytinyağı üretimine bağlı olup, aynı zamanda hayvancılığa ve balıkçılığa da dayanmaktadır. Uzo üretimi ile içki üreticiliği sektörü de gelişmiş iken nüfusun büyük bir bölümü profesyonel olarak turizm ile ilgilenmektedir.

 ADANIN GÖRÜNÜMÜ

    Midilli Adası, güzelliklerle doludur. Yera köylerinin serin, güzel kokulu bahçelerinin ardında denize kadar uzanan zeytin ağaçları ile dolu yamaçlar ve ceviz, kestane, kiraz ağaçları ile dolu dağların arasında çınarların ve serin suların süslediği yemyeşil vadiler uzanmaktadır. Adanın ortasındaki Ayasos, Olimpos ormanının içindeki dağ köyleri ile çevrelenmiştir. Orayı ziyaret edenleri serinleten Karini pınarı ve içinde halk ressamı Theofilos’ un ikamet ettiği yaşlı çınar ağacı. Fosilleşmiş orman adanın batı bölgesindedir. Denize kadar ulaşan ve küçük yeşil vadilere uzanan, zakkum ve söğütler ile dolu koyakların oluşturduğu manzara, kuvvetli yaz ışığının gölgelerle oynaması ile daha da bir belirginleşiyor.

    Tüm bunların etrafındaki deniz, Eresos’ un volkanik kumu ve Gavatha’ nın kum tepeleri ile adayı kucaklıyor. Hrusos, Podaras, Pedino, Tavari, Kalo Limani, Yeni Limani, Çihranda, Çonya, Tarti, Ayos Ermoyenis, Kaya kalabalıktan uzakta, dalgaların yanındaki tipik tavernaları ile zengin Midilli mutfağının tadını çıkarmak isteyen ziyaretçiler için idealdir. Kaloni körfezinde, Skala, Apothika, Ahladeri, Skala Vasilikon, Nifida, Parakila sakin limanları, sıcak suları, kumsal plajları ile balıkçı köyleridir. Adanın kuzeydoğusunda, Skala Skamias, Eftalou, Molivos, Petra ve Anaksos sahilleri yer alır. “Midilli Adası’ ndaki farklılıklar çok etkileyicidir. Kapı ve pencereleri taş işlemeli evleri ile dağ kasabaların yanısıra gelişmiş turistik bölgeler yer almaktadır. Denizin  birkaç metre ötesinde çamlıklar, zeytinlikler ve çıplak kayalıklar ile buluşur.

    Sakin sahillerinin yanında, serinletici bir içki içebileceğiniz, müzikli bar yada kafeteryalarda dinlenme imkanının yanısıra, güneşin altında ister tembellik etme isterseniz spor yapma imkanları ile donatılmış organize plajlar bulunmaktadır. Midilli şehrindeki EOT plajından Thermi, Ksambelya, Petalidi ve Yera körfezinin kumsalları yada eşsiz Eresos sahiline kadar ziyaretçi, tüm adada arzu ettiği herşeyi bulacaktır.

    Midilli Adası’ nı araba, cip, motor, bisiklet veya eşek ile yada yürüyerek gezmeye değer. Doğanın güzelliğinden azıcık da olsa etkilenen herkesin, senenin dört mevsiminde de heyecanlanacağı kesin. Adanın her yerine yürüyerek gidilebilir. Adanın patikalarını ve yamaçlarını tek başlarına keşfetmek istemeyenler için, dört ayrı yürüyüş güzergâhı çizilmiştir : çınar, meşe, kestane ormanları ile zeytinlik ve çamlıkların arasında Vatera - Yer güzergâhı; bostanlar ve zeytinlikler arasındaki küçük koy, burun ve körfezler boyunca Petra - Lapsarna güzergâhı; bir taraftan Ege kıyıları, öbür tarafta Kaloni Körfezi, zeytin ağaçları, gri kayalıklar, palamutları ile Kapi - Sikamia  güzergâhı ve görkemli volkanik manzara, taş, toprak, deniz ve gökyüzü dolu Sigri - Eresos güzergâhı.

    Midilli Adası, yaz aylarında kimi Ege Denizi’ ne açık, kimisi koy ve körfezlerde korunaklı; kumsal, çakıl yada kayalık; ıssız yada organize, çok çeşitli muhteşem sahiller sunabilir. Organize olan sahillerin çoğu, deniz sporları yapma imkanını sunmaktadır. Son yıllarda, yatçılık, sörf ve dalma etkinlikleri büyük bir gelişim göstermiştir. Yaz gecelerinde, tavernalar, yerli ve yabancı dans müziği çalan barlar, canlı müzik grupları, konserler yada dalgarın yanı başında kuytu köşeler, en titiz ziyaretçinin bile isteklerini karşılayabilecek niteliktedir. 

    Adadaki konaklama yerleri, organize otel tesislerinden, çevre turizmi ünitelerine kadar büyük bir çeşitlilik sunmaktadır. Gelişmiş bir karayolu şebekesi, düzenli seferler yapan şehiriçi ve şehirlerarası otobüs işletmeleri, taksi servisi ve oto kiralama acentaları mevcuttur. Atina’ya hergün olan uçak seferleri, Selanik’ e de oldukça sıktır. Deniz yolu ile, adadan Pire ve Sakız adasına hergün, Rafina, Selanik, Kavala, Limni, Volos, Sisam ve Dedeağaç’ a haftanın belli günlerinde seferler vardır. Küçük tekneler Ayvalık limanına yaptıkları sık seferler ile Türkiye ile bağlantısını sağlamaktadır.

MIDILLI ŞEHRİ

 

    Midilli şehri, Dogu Ege’ nin en eski şehirlerinden biridir. Kuruluşu, M.Ö. 10. yüzyilin başlarina dayanmaktadir. Şehrin çevresindeki çeşitli bölgelerde bulunmuş Arkaik, Klasik, Hellenistik, Roma ve Ortaçag dönemlerine ait mimari kalintilarin büyük çogunlugu, Arkeoloji Müzesi’ nin iki binasinda sergilenmektedir. 

    Midilli şehrinde bulunan sahil binalarinin çogu, 19. yüzyilin sonlarinda ve 20. yüzyilin başlarinda inşa edilmiştir ve görkemli bir fon oluşturmaktadir: eski otel “Megali Vretania”, “Panellinion” kahvesi, Ziraat Bankasi binasi, eski otel olan “Kolones”deki bina, bugün pastane olarak kullanilan eski Osmanli Bankasi, Belediye Parki, Valilik’ in mermer binasi, eski Belediye binasi.

    Adanın güney - doğu sahilleri ve yamaçları boyunca uzanmakta olan Midilli şehri, yaklaşık 30 bin kişilik nüfusu ile eski ve yeni unsurları uyum içinde barındırmaktadır. Eski kuzey limanının - Epano Skala olarak da bilinen - zaman içinde görkemini yitirmesi ile bugünkü güney limanı fiilen yerini almıştır. Aynı zamanda şehir, hem kuzey - batı, hem de güney ve güney - batıya yayılmıştır. 

    Kioski ( güney limanına yakın ) ve Surada ( şehrin hava limanına doğru çıkışında ) gibi eski mahalleler, görkemli malikanelerin korunması ile bugüne kadar aynı soylu havayı korumuşlardır. Şehrin bugünkü limanı, modern ve organize ( Gümrük, Turist Polisi, Liman Müdürlüğü, yolcu bekleme salonu vs. ) olmasının yanısıra, görülmesi gereken pekçok yer, hem şehrin merkezinde ( Arkeoloji Mόzeleri, Bizans Sanatı Müzesi, Halk Sanatları Müzesi, Geleneksel Midilli Evi ) , hem şehrin çevresinde ( Aya Kriaki tepesinde, mübadil mahallesinin kenarindaki Antik Tiyatro ve liman bφlgesindeki Kale anlamına gelen Kastro ) bulunmaktadır. Belediye parklar, meydanlar, hem Kastro, hem de Antik tiyatro bölgelerindeki iki yemyeşil koruluk gibi halkın gezebileceği umumi alanların da dikkate alınması gereklidir.

 

GERİ DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 MİDİLLİ ADASI

Tur Güzergâhları

     Adanın başkentinden üç ana çıkış vardır : ( a ) Güney Çıkışı, havaalanına ve Yera Körfezi’ nin güney doğu sahillerine doğru, ( b ) Kuzey Çıkışı, eski liman (Epano Skala ) ve sanayi bölgesinden geçen güzergâh, adanın kuzey doğu bölgesine doğru, ( c ) Batı Çıkışı, ana yoldan adanın diğer tüm kasabaları ve köylerine doğru bizi yönlendirmektedir. Ziyaretçinin yönlendirilmesi kolaydır çünkü, tüm güzergâhlarda yeterli trafik işaretleri bulunmaktadır.

 Güney güzergâhı

    Şehrin güney çıkışına doğru limandaki ana yolu takip ederek, neoklasik tarzda yapılmış villaların bulunduğu şirin Surada ve Aklidi semtlerini geçerek ve hep sahil yolunu takip ederek, ana kavşağın bulunduğu, zeytinliklerle dolu ve Theofilos ile Teriade Kütüphanesi-Modern Sanat Müzeleri’ nin bulunduğu Varya bölgesine varıyoruz. Yokuş yukarı çıkarsak, karşımıza görkemli Arhangelos Gavriil ( Baş melek Cebrail ) Kilisesi’ nin bulunduğu Kayani yada Taksiyarhes kasabası çıkar. Yokuştan aşağı inersek, zeytinliklerin arasından geçen yol, bizi geleneksel Aya Marina ve Pligoni köylerine götürür. Havalimanına çıkan ana yola dönerek, sahil yolunu takip ederek, temiz plajların - yüzmek için ideal bir bölge - tadını çıkarabiliriz ve bölgede bulunan otel tesislerinde kalabiliriz. Midilli havaalanından sonra, deniz kenarında bulunan ve bir turizm merkezi olan Neapoli bölgesine ulaşıyoruz. 

    Çam ağaçları ile dolu yola yaklaşık 4 km daha devam edersek, deniz kenarındaki Kratigos bölgesine, güneye doğru devam edersek de Vigla ve Haramida plajlarına varıyoruz. Bu güzergâhın 23. km.sinde Ayos Ermogenis’ deki güzel plaja çıkıyoruz. Eğer güneye doğru devam edersek bir dağ köyü olan Lutra’ ya varıyoruz. Oradan batıya doğru çıkan tali yola saparsak güzel Skala Lutron’ a yada Yera Körfezi’ nin karşı sahillerine deniz yolu ile geçebileceğimiz balıkçı limanı Kunduridia’ ya varıyoruz. Bu noktadan Lutron’ un ana yolu, zeytinlikler arasından geçerek bizi Midilli şehrine geri götürür.

 Kuzey doğu güzergâhı

    Bu güzergâhımıza, kuzey limanı ( Epano Skala )’ daki ana yoldan başlıyoruz. Bu turda, Midilli Kalesi’ ni ve uzaktaki, “Kukos” ( Guguk kuşu ) adındaki eski dalgakıranı, Anadolulu Ana’ nın heykelini görebiliriz. Güzergâhımıza deniz yolundan devam edersek ve yöredeki sanayi bölgesinden geçerek, şirin Panayuda’ ya varıyoruz eğer deniz yolundan değil de batı yönüne giden yolu takip edersek, Morya köyüne çıkıyoruz ve oraya yakın mesafede bulunan Roma Su Kemeri’ ni de ziyaret edebiliriz. Panayuda’ ya geri dönerek, kuzeye doğru yolumuza  devam ediyoruz. 

    Batı tarafımızda dağ köyü Afalonas bulunur. Eğer kuzey yönüne doğru devam edersek, ana yolun üstündeki ve görkemli Aya Varvara kilisesinin bulunduğu Pamfila köyüne ulaşırız. Köyün daha doğusunda balıkçı limanı Skala Pamfilon bulunmaktadır. Devamında, içinde üç ana bölgesi bulunan Thermi bölgesine çıkıyoruz : Pirgi, Paralia ve Lutropoli Thermis ( Thermi kaplıcaları ) bölgeleri. Bu kaplıcaların tarihi, antik dönemlere dayanmaktadır. Aynı bölgede Panaya “Truloti” ( kubbeli ) Bizans kilisesi ve geçen 2 yüzyılın Midilli mimarisinin karakteristik örneklerinden olan kuleler bulunmaktadır. Batı yönüne doğru, - Thermi köyünün içinden geçerek - yokuş yukarı çıkan yolu takip edersek, şirin dağ köyleri olan Pigi ve Komi’ ye çıkıp, yemyeşil zeytinliklerin arasından Ayos Rafail Kutsal Manastırı’ na varıyoruz.

    Sahildeki ana yola geri dönerek, sol tarafımızda çamlarla kaplı Ayos Georgios bölgesini ve biraz  ötesinde şahane bir plaj olan Petalidi’ yi görüyoruz. Ana yolun devamında, Mistegna ve Skala Mistegnon ile Nees Kidonies ve Skala’ sı bulunmaktadır. Yol sahile paralel olarak devam eder ve doğu yönüne doğru olan tali yol, önce Aspropotamos’ un plajına, sonra da Ayos Stefanos Bizans kilisesinin ve karşısında Tokmakya adı verilen kayalıkların bulunduğu Ayos Stefanos’ a ulaşıyor ki orada korunma altına alınmış olan “ Çukaladon ” ( çömlekçiler ) kasabası bulunmaktadır. 

    Yolun devamında, 6,5 km. mesafede olan, sonraki durağımıza varıyoruz : dini duyguların ve geleneksel kültürün korunduğu Mantamados kasabası. Mantamados sakinleri için, çömlekçilik sanatının geçmişten günümüze kadar süregelen bir gelenek olduğu, sahil bölgelerindeki çömlek atölyelerinin sayısının çokluğundan anlaşılmaktadır. Kasabanın ortasında Ayos Vasilios kilisesi ( 1750 ) ve restore edilmiş eski bir zeytinyağ imalathanesinin çok güzel binasında yer alan Kültür Merkezi bulunmaktadır. Mantamados’ un biraz dışında, Arhangelos Mihail Manastırı ve doğu yönünde yaklaşık 7 km. mesafede Langadas plajı bulunmaktadır. Mantamados’ tan sonra yol, kuzeyde bulunan Kapi dağ köyüne doğru devam ediyor ve oradan tali bir yol, güzel Limani plajına çıkıyor. Batıya doğru devam edersek, Pelopi ve İpsilometopo dağ köylerine ulaşırken, ana yoldan da Klio köyüne gidebiliriz. Oradan Çonya plajına giden bir yol vardır. Yolumuza kuzey batıya doğru devam edersek, Sikamia köyüne varıyoruz. 2,5 km. mesafede, bir kayanın üzerinde inşa edilmiş Panaya Gorgona ( deniz kızı ) Kilisesi’ nin bulunduğu şirin Skala Sikamias bulunur. Batıya doğru giden yol, bizi Lepetimnos ve Argenos dağ köylerine ulaştırır.

 Güney - Merkez güzergâhı

    Midilli Adası’ nın güney ve merkezi bölgelerinin bulunduğu yörenin sınırları Yera Körfezi’ nin batı sahillerinden, Kaloni Körfezi’ nin doğusuna kadar uzanmaktadır. Güzergâhımızın başlangıcı yine Midilli şehridir, fakat bu sefer şehrin doğu çıkışını kullanacağız. Yol zeytinliklerle dolu bir bölgenin içinden uzanmakta ve yolun batısındaki ilk kavşaktan küçük bir köy olan Alifanda, deniz kenarında bir kasaba olan Pirgi ve Kedros’ a ulaşmaktadır. Tekrar ana yola koyulduğumuzda, güzergâhımız Yera Körfezi’ nin paralelinde devam etmektedir. Bu güzergâh boyunca zeytinliklerin yeşil ile denizin mavi rengi hakimdir. Yera Körfezi’ nin bir özelliği vardır ki Ege Denizi’ ne açılan ağzı çok dar olduğu için kıyılarında oluşan doğal ortama bir göl havası vermektedir. Özelliklerinden biri de, deniz kıyısındaki bir bölgede bulunan “ Therma Yeras ” ( Yera Kaplıcaları )’ dır. 

    Güzergâhımızın daha ötesinde ve batı yönünde, bölgenin ekonomik refah dönemi olan 18. ve 19. yüzyıllarda inşa edilmiş olan eski fabrika binaları ( zeytinyağı imalathaneleri, depolar) bulunmaktadır. Körfezin batı kıyılarına inerken, şirin köyler ve deniz kıyılarında bulunan kasabalarla karşılaşıyoruz : Dipi, Pigadakia, Kato Tritos, Mihu, Paleokipos, Plakados, Perama’ da geleneksel Midilli mimarisinin tipik örnekleri olan güzel evler ve kiliseler ile çoğunluğu Bizans dönemine ait eski kalıntılar bulunmaktadır. Güzergâhımızın devamında, ana yol, Plakados’ tan Papados’ a uzanmakta ve biraz ötesinde Mesagros ve Skopelos karşımıza çıkmaktadır. Güneye doğru uzanan yol, bizi deniz kenarında bir bölge olan Tarti’ ye çıkarıyor ama Plomari yönüne giden ana yol, bizi yamaçlardaki zeytinlikler arasında kurulmuş Trigona ve Playa köylerine götürüyor. Bundan sonra güzergâhımız, bir çam ormanından geçmektedir ve karşımıza çıkan ve güneye doğru yönelen tali yolu takip edersek, turumuzun bir durak - dinlenme yeri olacak, büyüleyici Ayos İsidoros plajına çıkacağız.  

    Tekrar ana yola çıktığımız zaman, büyüleyici su kaynaklarının ve ağaçların zengin çeşitliliği ile baş döndürücü güzellikler arasından ilerleyen yoldan, batı yönünde, tüm sene boyunca doğal güzelliğe sahip olan ve geleneklerin sıkı sıkıya korunduğu, sürekli kültürel etkinliklerin düzenlendiği Plomari kasabasına ulaşıyoruz. Tipik cumbaları bulunan geleneksel evler, taş döşemeli yollar ve de Sabun İmalathanesi, Sanayi ve Deniz Müzeleri ile uzonun ilk defa üretildiği yer olarak kabul edilen kasabanın eşsiz Uzo Müzesi dikkate değerdir. Plomari’ nin yaklaşık 10 km. yukarısında, Megalohori bulunmaktadır ve bölgenin aynı derecede ilginç olan bir başka yeri de dağdaki Paleohori’ dir. Batıda bulunan Melinda plajı yüzmek için ideal bir mekandır. Paleohori’ ye geri döndükten sonra, kuzey doğu yönüne devam eden yolumuz, Akrasi adında bir dağ köyüne varıyor. Orada da, güney yönünde küçük bir köy olan Drotas ve biraz daha güneyde olan Panaya Krifti plajına giden bir yol vardır.  Akrasi’ ye döndükten sonra yolumuza devam ediyoruz. Güney yönü üzerindeki kavşaktan sonra, Vatera’ ya ulaşıncaya kadar, sırası ile Ampeliko, Stavros ve Kato Stavros köyleri karşımıza çıkacaktır. Vatera, Akdeniz’ in en uzun (8-10 km uzunluğunda ) ve temiz plajlarından birine sahip olan deniz kenarında turistik bir yerdir. Vatera ana yolundan devam edersek, kuzey yönündeki Vrisa köyüne ulaşırız ve orada bulunan Doğa Tarihi ve Paleontolojik buluntular Koleksiyonu’ nu ziyaret edebiliriz.

    Yolumuza, hep ana yolu takip ederek devam ettiğimiz zaman, Polihnitos kaplıcaları’ nı ve biraz ötesinde de taş döşemeli yolları ve geleneksel evleri ile bu bölgenin önemli bir tatil yeri olan Polihnitos kasabasını görüyoruz. Kasabada Folklor ve Tarih Müzesi bulunmaktadır ve Orta Okul binasında çok önemli bir antik Yunan para koleksiyonu sergilenmektedir. Bu bölgede ( “Perivola” mevkiinde ), tarihöncesi döneme ait ev kalıntıları ve ( “Halakies” mevkiinde ) Bizans kilisesinin kalıntıları bulunmuştur. Kuzey batı yönünde 4 km. mesafede şirin limanı ve çok sayıda balık lokantalarının bulunduğu Skala Polihnitu vardır. Aynı yol batıya doğru bizi, deniz kıyısındaki Nifida bölgesine götürmektedir.  

    Polihnitos’ a dönünce ve doğu yönüne giden ana yolu takip edersek, Lisvori köyüne ulaşırız yada tali bir yol, sırası ile karşımıza Lisvori kaplıcaları’ nı ile bir balıkçı köyü olan Skamudi’ yi ve bu bölgenin Tuzlalarını çıkarır. Lisvori’ den başlar ve ana yola devam edersek, Vasilika köyüne varırız. Vasilika ile Polihnitos arasında, Damandriu Manastırı bulunmaktadır. Vasilika köyünden, kuzey batı yönüne giden ana yola devam edersek, Ahladeri bölgesine ulaşırız. Burası, doğal güzellikler ile dolu bir yerdir ve bu yörede M.Ö. 231 yılındaki depremden harap olmuş Pira antik şehri’ nin kalıntıları, denizin içinde batık durumda bulunmaktadır.

    Tekrar ana yola dönünce ve doğu yönüne doğru yöneldiğimizde, Olimpos Dağı’ nın yemyeşil yamaçlarından geçen yokuş bir yoldan Ayasos kasabasına varıyoruz. Panaya Vrefokratusa kutsal kilisesi’ nin etrafında kurulan kasaba, adanın en şirin kasabalarından biri olup, halk sanatları ( seramik, tahta oymacılığı, dokumacılık ) burada uzun yıllardır bir gelenek olarak sürdürülmektedir. Burada Panaya kilisesi’ nin avlusunda bulunan Bizans - Kilise Müzesi’ ni, Folklor Müzesi’ ni, “ Anagnostirio ” ( okuma salonu ) - sanat ve edebiyat aydınlarının bir araya geldikleri mekan - , kocaman çınar ağaçları ve su kaynakları ile Panaya Bahçesi’ ni ve pek çok önemli kiliseyi ziyaret edebiliriz. Olimpos dağının yamaçlarından aşağıya doğru indiğimiz zaman, kocaman çınar ağaçları ve su pınarları ile serinletici mükemmel bir dinlenme yeri olan Karini mevkiine varırız. Güney doğu yönünde daha ötede bulunan kavşaktan yokuş yukarı giden yola saparsak, görkemli Taksiyarhis kilisesinin bulunduğu Asomatos dağ köyüne ulaşırız. Biraz daha aşağıda, Keramya, yemyeşil Ayii Anargiri mevkii ve İpios ile Sikunda köyleri Midilli Adası’ nın güney ve merkez güzergâhını tamamlamaktadır.

 Kuzey güzergâhı

    Güzergâhımızın başlangıcı bu sefer de Midilli şehridir. Şehrin batı çıkışını kullanarak, ana yol üzerinde, yemyeşil ormanlık bir yamaçta kurulmuş Lambu Mili köyüne ulaşırız. Kaloni Körfezi’ ne yaklaşınca, Eoller tarafından M.Ö. 3. yüzyılda inşa edilmiş ve Zeus-İra-Dionisos tanrılarına adanmış olan antik Mesa tapınağını görüyoruz. Orman bitince, manzara değişiyor : çamlar ile dolu yöre, doğu yönünde sonsuz bir zeytinliğe dönüşürken, batı tarafında ise Kaloni Bataklığı’ nı oluşturan Kaloni Körfezi’ nin sonsuz mavisi ile tuzlaların beyaz rengi hakimdir. 

    Bu bölgenin tek kavşağına vardığımız zaman, doğu yönüne giden yol, bizi kökleri antik zamanlara dayanan gelenek ve göreneklerin hala sürdürülmekte olduğu Aya Paraskevi şirin kasabasına götürmektedir. Kasabanın taş döşemeli ana caddesinde, neoklasik mimarinin örnekleri olan, görkemli konaklar dikkatimizi çekerken, mimari açıdan Pamegiston Taksiyarhon kilisesi ve “Ekpedeftiria” ( okullar ) çok ilgi çekicidir. Kasabanın doğusunda şirin bir dağ köyü olan Napi ve antik Yunan ile ilk Hristiyanlık dönemine ait bulunmuş kalıntılar şunlardır : antik Klopedi tapınağı ( M.Ö. 8. yüzyılda inşa edilmiş - tanrı Apollon’a adanmış ) , “Yefiri tis Kremastis” ( Kremasti Köprüsü, M.S. 1355 - 1432 ) ve “Paleohrıstiyaniki Halinadu” ( M.S. 550-600 yıllarında bir Manastır Kilisesi ). Bizi Aya Paraskevi köyüne getiren kavşağa dönünce, Arisvi kasabasına varıyoruz. Buraya kısa bir mesafede adanın en büyük kasabası olan Kaloni ve Midilli Adası’ nın kuzey ve batı bölgesine götüren kavşak bulunmaktadır. Kaloni yöresi, Aristoteles zamanından günümüze kadar bir ticaret merkezi, çok kaliteli deniz mahsullerinin çıkartıldığı, hem bir tatil yeri, hem de doğa araştırmalarının yapıldığı bir yer olarak bilinmektedir. Bölgenin arkeolojik buluntuları kasabanın M.Ö. 1400 yılından Bizans ve Ortaçağ yıllarına kadar, bir refah dönemi yaşadığını gösterirken, Osmanlı döneminde Ortodoksluğun merkezi haline dönüşmüştür. Kaloni, adanın en büyük ovasında bulunup, yoğun ticari ve kültürel faaliyetler sürdürmektedir. 4 km. mesafede, şirin Ariyani, Keramiyo ve Papyana kasabalarını geçtikten sonra, bölgenin tatil yeri ve limanı olan Skala Kalonis’ e ulaşırız. Kaloni’ ye kuzey yönünde kısa mesafede, Panaya Mirsinyotisa Kutsal Manastırı bulunmaktadır.  

    Kaloni’ nin kuzey çıkışındaki yol - doğu yönünde 9 km. mesafede olan - Stipsi köyüne ve ondan sonra tali bir yol da bizi bir dağ köyü olan Lafiona’ ya çıkartıyor. Kuzeye doğru devam ettiğimiz zaman - çam ağaçlarının içinden geçen bir yoldan - büyüleyici Petr a bölgesine ulaşırız. Tepesinde Panaya Glikofilusa ( 1742 )’ nın inşa edildiği bir kayanın etrafındaki küçük ovada kurulan Petra, adanın önemli bir turistik yeridir. Varelcidena ( 1740 ) konağı ve 17. yüzyıla ait, bazilika tarzındaki Ayos Nikolaos kilisesi dikkate değerdir. Güney yönüne giden ana yol, Anaksos kumsalına çıkarken, güney batı yönüne giden tali bir yol, yemyeşil küçük Petri kasabasına çıkmaktadır. 

    Petra ana yolunu takip ederek, kuzey yönünü tercih edersek, kayalık sahillerin yanından geçerek, adanın en çok turist çeken yerlerinden birisi olan Mithimna yada Molivos’ a varıyoruz. Tarihi varlığı, tarihöncesi döneme kadar dayanan Mithimna, Akdeniz’ in en iyi korunmuş Ortaçağ kasabalarından birine sahiptir. Zirvesinde bir Ortaçağ Kalesi bulunan, kayalık bir tepenin yamaçlarında kurulmuştur. Burada eski taş evler, taş döşemeli yollar, Osmanlı döneminden çeşmeler ve dikkate değer konaklar ile karşılaşırken, Belediye binasında bulunan Belediye Kütüphanesi ile Arkeoloji Koleksiyonu, Belediye Galerisi ve kiliseler ziyaret etmeye değerdir. Kasabanın ucundaki şirin liman, buranın eşsiz manzarasını tamamlamaktadır. Ortaçağ kalesine giden yol, Eftalu plajına kadar devam etmektedir. Turistik tesislerin bulunduğu bu şahane sahilde, bölgenin kaplıca tesisleri de yer almaktadır. Son olarak, Mithimna’ dan güney doğu yönüne giden başka bir yol, Lepetimnos dağının yemyeşil yamaçlarında kurulmuş olan dağ kasabası Vafyos’ a çıkmaktadır.

 Batı güzergâhı

 

    Bu güzergâhın başlangıcı, Kaloni kavşağıdır. Manzaranın değişkenliği etkileyicidir : denizin mavisi ile zeytinliklerin yeşilinin yerini, kayaların bakır-kırmızı rengi ile çalıların kahve tonları alır. Adanın en kurak fakat aynı zamanda en heyecan verici güzergâhıdır. Bu sefer, Kaloni’ nin kuzey çıkışını kullanarak, kuzey batı yönünde ilerliyoruz. Başlangıçta, bir dağ kasabası olan Dafya ve batı yönünde biraz daha yukarıda, önemli bir Kilise Sanatı Müzesi ve Jeoloji Müzesi bulunan Limonos Manastırına ulaşıyoruz. Bu kayalık bölgedeki yokuş yukarı yolumuza devam ederken, bölgenin ilk kasabası Filia’ ya geliyoruz ve eğer yolumuza devam edersek karşımıza pek çok seçenek çıkacaktır : yol bizi, kuzey yönünde Filia’ nın yukarısında Skutaro dağ köyüne, güney yönünde Anemotia dağ köyüne götürecektir. Oradaki yol Skalohori’ ye doğru devam ederken, batı yönüne, yani denize doğru giden yol Kalo Limani mevkiine varır.

    Güzergâhımıza, ana yoldan devam edersek - güney yönünde bulunan Pterounda, Hidira ve Revma dağ köylerine küçük bir yol ile bağlanan - Vatusa dağ köyünden geçtikten sonra, batı yönünde bulunan Perivolis Manastırı’ ndan sonra Andisa’ ya varırız. Burası adada kurulan ilk Eol kolonisi olup, antik şehrin kalıntıları bugünkü kasabanın kuzeyinde ve deniz kenarındadır. Çağdaş Andisa, geleneksel küçük köy evleri ve taş döşemeli sokaklarla doludur. Önemli bir halk sanat eserleri koleksiyonuna sahip olan Kültür Merkezi dikkate değerdir. Kuzey yönünde yakın mesafede bulunan kıyı bölgeleri, - kumsalı olan küçük bir balıkçı köyü - Gavathas ve biraz daha doğu tarafında deniz kıyısında bulunan Lapsarna’ dır. Andisa’ nın çıkışındaki yol ikiye ayrılmaktadır ; kuzey batı yönüne giden yol Sigri’ ye varırken, güney yönüne doğru olan yol da Eresos bölgesine gitmektedir. Sigri’ ye giden yolu takip edersek, Ordimnos dağının zirvesinde inşa edilmiş İpsilo Manastırı’ nı görürüz. 

    Devamında, Andisa-Sigri yolunun tam ortasında bir yerde, doğu yönüne giden bir başka yol, - doğa’nın en eski eserlerinden olan ve 15-20 milyon yıllık geçmişi ile tüm dünyanın bir ilgi odağı olan - Fosilleşmiş Orman’ a varmaktadır. Yolun sonunda, Fosilleşmiş Ormanın bakımı, korunması, bilimsel araştırma ve incelemeler yapılması amacı ile kurulan Doğa Tarihi-Fosilleşmiş Orman Müzesi’ nin de bulunduğu, şirin Sigri kasabası bulunmaktadır. Kasabanın batı ucunda çok iyi korunmuş Kale ve Bizans ile Ortaçağ dönemlerine ait başka kalıntılar da bulunmaktadır. Kara ile arasındaki bölgede, denizaltında çok sayıda fosillerin bulunduğu Nisiopi adacığı dikkate değerdir. Son yıllarda, Sigri’ de, haftada bir seferle Rafina limanı ile bağlantısı olan ticari bir liman yapılmıştır.

    Tekrar ana kavşağa dönünce, bu sefer neredeyse hiç bitkisi olmayan çıplak kayalık tepecikleri arasından geçen ve güney yönüne giden yolu tercih ediyoruz. Başlangıçta, Pithari Manastırı ile, yokuş aşağı giden yolun devamında da Eresos ile karşılaşıyoruz. Kökleri antik zamanlara dayanan bu kasaba, antik şair Sapfo’ nun ve Theofrastos’ un doğum yerleridir. 3 km. güneyinde kavak, çınar ve incir ağaçları ile dolu, yemyeşil bir yol, bizi adanın önemli bir tatil beldesi olan Skala Eresu’ ya getirir. Skala’ nın kuzey doğusunda Eresos antik şehrinin kalıntıları “Ksokastro” mevkiinde bulunmaktadır : antik tapınaklar, agora, yönetim binaları, tiyatro ve surların kalıntıları vardır. Vigla mevkiinde bir Venedik ve bir Osmanlı kulesinin ve İlk Hristiyanlık dönemine ( M.S. 5. yüzyıl ) ait bazilikaların kalıntıları da bulunmaktadır. Oraya yakın, antik yıllardan Osmanlı dönemine kadar olan bir periyoda ait en önemli buluntuların sergilendiği, Arkeoloji Müzesi bulunmaktadır. Skala Eresu’ dan doğu yönüne doğru giden yol, Mesotopos’ a çıkarken, güney yönüne giden tali bir yol ise, Tavari koyuna varmaktadır. Bu bölgenin diğer kıyı mevkileri - ki buralar yüzmek ve dinlenmek için idealdir - Hrusos ve Podaras mevkileridir. Mesotopos’ a dönünce, doğu yönüne doğru yolumuza devam edersek, bir dağ köyü olan Agra’ ya ulaşırız ve oradaki güney yönüne giden yol, bizi deniz kıyısındaki Makara ve Apothika mevkilerine götürür. Buradaki bazı yapıların kalıntıları, bu bölgede antik zamanlardan bu yana ikamet edilmekte olduğunu ve refah içinde yaşanıldığını göstermektedir. Güzergahımız denize paralel olarak devam ediyor ve manzara yavaş yavaş zengin bitki örtüsüne ve denizin büyüleyici güzelliğine dönüşmektedir. Güzergahımızın doğusunda, yemyeşil Parakila köyünden geçtikten sonra, denize ulaşan yol, Skala Parakilon’ a varmaktadır. Bu noktadan güney doğu yönüne doğru gidersek, Skala Kalonis’ e varırız.

 TARİH

    Mitolojiye göre, adanın ilk sakinleri Pelasgos’ lar idi ve onlardan dolayı ada, “Pelasgiya” olan ilk adını almıştır. Tarih öncesi dönem boyunca “Makaria”, “Lassia”, “Aiolis”, “Aithiopi” gibi pek çok değişik isimler almıştır. Bugünkü adı “Lesvos” Teselya’ lı kahraman Lapithos’ un oğlu olan Lesvos’ tan almıştır. Günümüze kadar ulaşan Midilli, Kaloni, Andissa, Eresos, Mithimna gibi mitolojik kökenli pekçok yer ismine rastlanmaktadır.

    Arkeolojik kazıların buluntuları geç Neolitik dönemden itibaren adada insanların ikamet ettiklerini göstermektedir. M.Ö. 1393 - 1184 yılları arasında adayı Akalılar ele geçiriyor. Ada, M.Ö. 1110 - 1100 yılları arasında Eoller tarafından ele geçiriliyor. Eoller adanın eski sakinleri ile karışıp, kendi uygarlıklarını ve dillerini yaymaları ile zaman içinde ada, Doğu Ege uygarlığının önemli bir merkezi olarak gelişti. Arkaik döneminde ( M.Ö. 7. - 6. yüzyıllarda ) adanın ticari ve dünyaya açılma faaliyetlerinin yanısıra önemli bir kültürel gelişim de kaydedilmektedir.

    Adaya çeşitli halkların yerleşmesinden sonra ve adanın savaşlara katıldığı çalkantılı bir dönemden sonra,  M.Ö. 88 yılında ada Romalılar tarafından işgal edilmiştir. M.Ö. 62 yılından M.S. 70 yılına kadar kısmi özerk bir yönetim dönemi devam etmektedir ve Roma devleti Doğu ile Batı olarak ikiye bölündüğünde Midilli adası Doğu, yani Bizans Devleti’ ne geçmiştir. M.S. 53 yılında Aziz Pavlos, Hristiyanlığı yaymak ve öğretmek üzere adayı ziyaret ediyor.

    Bizans döneminde ( 324 - 1453 ) ada, zaman zaman Araplar, Venedikliler ve Katalonyalıların saldırısına uğramaktaydı. 1354 yılında ada, İmparator 5. İoannis Paleologos tarafından kız kardeşinin mirası olarak Cenevizli Francesco Gateluzo’ ya devredilmiştir. Gateluzo ailesi 107 yıl boyunca adayı yönetmişlerdir, başka bir deyiş ile; Osmanlılar 1462 yılında adayı ele geçirinceye kadar.

    Osmanlılar döneminde ( 1462 - 1912 ) adada zor günler yaşanmıştır. Fakat 19. yüzyılda ticaret ve endüstrinin gelişmesi sonucu olarak, Midilli Adası’ nda, adaya kültürel bir patlama getiren ve şehri kozmopolit bir limana dönüştüren güçlü bir burjuva sınıfı doğmuştur. 1912 yılında Midilli Adası, Yunan Donanması tarafından serbest bırakılıyor ve kesin olarak, 1914 yılında Londra ve Atina antlaşmalarına göre, Yunanistan’ a devrediliyor. Yunanistan’ ın adadaki hakları 1923 yılında Sevr ve Lozan Antlaşmalarınca resmi olarak tanınmıştır. 1939 yılında Yunanistan’ ın 2. Dünya Savaşı’ na katılmasından sonra, barış, Midilli Adası’ na nihai olarak 1944 yılında dönüyor.

    Savaş sonrası dönemde ( 1950 - 1960 yıllarında ) , Yunanistan genelinde yaşanan ciddi ekonomik problemler yüzünden ada sakinlerinin, Batı Avrupa ve Amerika kıtasına büyük göç akımları kaydedilmiştir. Midilli kültürü, memleketinden uzakta olsa da, kendi kültürel kimliğini ve özelliğini zaman aşımına uğratmayarak korumaya devam etmektedir.

 KÜLTÜREL GELİŞİM


    Midilli Adası, yüzyıllar boyu uzayıp giden tüm tarihi boyunca kalıcı, aydın kişiler çıkarmıştır: Lirik şiirin yaratıcısı olan Terpandros ( M.Ö. 700 ) , Antik dünyanın 7 bilgesinden biri olan Pittakos ( M.Ö. 648 ) , karizmatik lirik şairi ve kitara çalan Arion ( M.Ö. 625 ) , çok önemli bir lirik şairi olan Alkaios ( M.Ö. 600 ) , antik dünyanın en önemli şairi olan Sapfo ( M.Ö. 620 ) ki onun şiirlerinin duygusallığı ve ihtirası yüzünden, haklı olarak, o döneme kadar dokuz tane olduğuna inanılan ve her birinin bir sanat dalının ilham kaynağı olduğuna inanılan, ilham perilerinin ( Musa’ ların ) “onuncusu” olarak nitelendirilmiştir. Antik dünyanın başka önemli kişilerinden, önemli filozof ve botanikçi - botanikçiliğin “babası” olarak da bilinen - Theofrastos ( M.Ö. 372 ) ve Pompei’ nin Anadolu seferlerini takip eden önemli tarihçi Theofanis ( M.Ö 100 ) sayılabilir.

    Roma - Bizans döneminde adada, bir durgunluk kaydedilmiştir. Osmanlı döneminin ilk yıllarında, ada entellektüel açıdan kış uykusundaydı, fakat kültürel bir merkez rolünü üstlenmiş olan Limonos manastırı ile M.S. 

    15. yüzyılda kültürel hayat yeniden  canlanmaya başlamıştır. 

    18. yüzyılda Hungrovlahialı İgnatios ve en büyük Milli aydınlardan biri olan Lesvoslu Benyamin gibi önemli şahsiyetler meydana  çıkmışlardır.

    19. yüzyılda Dimitrios ve Grigorios Vernardakis kardeşler, Georgios Aristidis ve Hristoforos Lelios, Yunan kültürünü ve bölgenin kültürel hayatını desteklemişlerdir.

    20. yüzyılda, Argiris Eftaliotis, Modern Yunan Edebiyatını tekrar canlandırmıştır ve aynı zamanda büyük yazarlar Stratis Mirivilis ve İlias Venezis eserleri ile tüm dünyanın okurlarına insani ve savaş karşıtı mesajlar sunmuşlardır. Şiirleri, Sapfo’ nun şiirleri ile birlikte, Midilli’ nin biricik ve kendine özgün havasını tüm dünyaya tanıtmış olan ve Nobel Ödülünü kazanan Odiseas Elitis gelinceye kadar, Asimakis Panselinos, Nikos Kampas, S. Paraskevaidis, M. Kunduras gibi aydınlar, Midilli edebi “Bahar”ını aydınlatmışlardır.

    19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında, resim kendi önemli sanatçılarını çıkarmıştır: F. Kontoglu, İakovidis, Protopatsis, O. Kanellis, halk ressamı Theofilos Hacimihail, sanat kitapları basımcısı ve ileriyi gören Stratis Eleftheriadis - Teriade gibi şahıslar Midillili aydınlar listesine eklenmiştir.

    Günümüze kadar - 21. yüzyılın başlarında - adadaki kültürel hayat, pek çok değerli aydın ve bitmek tükenmek bilmeyen Midilli Kültürel “Bahar”ının sonsuza dek  sürmesine katkıda bulunan kültür dernekleri tarafından devam ettirilmektedir.

FOLKLOR - KÜLTÜR

 

Halk Sanatları

    Adanın sakinlerinin sanatlar ile uğraşısı, arkeolojik kazıların buluntularının kanıtladığına göre, M.Ö. 14 yüzyıla dayanmaktadır. İlk önce, çömlekçilik sanatı gelişmiştir. Çünkü adanın toprağı bunun için gerekli olan ham maddesi ( kil ) açısından çok zengindir. Kısmen bakırcılık da gelişmiştir. Genellikle Ayasos ve Mantamados bölgelerinde bulunan çok sayıdaki atölyenin çalışması ile Midilli Adası, yavaş yavaş bir seramik üretim merkezi haline dönüşmüştür. Bu bölgelerde, adanın doğasından ve Bizans geleneğinden aldığı motiflerini kullanarak, günlük eşyaların yanısıra, süs eşyaları da üretilmektedir. Yukarıda sözü edilen bölgeler - bugün bile - aralıksız olarak seramik üretiminde öncü durumdadırlar ve seramik sanatı ile çömlekçiliğin örnekleri, adada bulunan çeşitli Halk Sanatları Müzeleri ve Folklor Koleksiyonları’ nda sergilenmektedir.

    Aynı zamanda, genellikle zeytin ve kestane ağaçlarının bolluğundan dolayı tahta oymacılığı da gelişmiştir. İlk önce, usta işi kilise tebloları, ikon çerçeveleri ve buna benzer eşyalar; genellikle de, yalnızca kilisenin içinde kullanılan dini eşyalar imal edilmekteydi. Fakat yavaş yavaş adadaki evlerin süslenmesinde ( cumba, tavan, kapı ve iç merdivenlerde ) ve aynı zamanda mobilyacılıkta da  kullanılmaya başlanmıştır. Hem geleneksel hem modern Midilli evlerini süsleyen sandıklar meşhurdur. 

    Kullanılan motifler - seramik sanatında da olduğu gibi - adanın doğasından ve Bizans geleneğinden gelmektedir. Günümüzde adaya gelen ziyaretçi, tahta oymacılık eserlerini adanın çeşitli Folklor ve Dini Müzeleri’ nde takdir etme olanağını bulmanın yanısıra, tahta oyma atölyeleri ve sergilerini de ziyaret etme imkanına sahip olacaktır.

    Bununla birlikte, hem geleneksel tahta tezgahların kullanımı, hem de dokumaları süsleyen, bitkisel  boyalarla boyanmış ipliklerin kullanımı sonucunda elde edilen rengarenk dokumaların üretimi ile dokumacılık da büyük bir gelişim göstermiştir. Dokumacılık genellikle kadın işi olup, kullanılan motiflerde doğadan esinlenilmiştir. Dokumalar, günlük ve bayramlık kullanım için iki kategoriye ayrılmaktadırlar. Günümüzde adaya gelen ziyaretçi, dokumacılık eserlerinden örnekleri adanın çeşitli Folklor Müzeleri’ nde görme imkanına  sahip olmakla birlikte, adanın köy ve kasabalarındaki Kadın Kooperatifleri ve dükkanlarından eşsiz güzellikte dokumalar satın alabilecektir.

 

Gelenek ve Görenekler
   Ada sakinlerinin gelenek ve görenekleri, kuvvetli dini duyguların dışa vurumuna sıkı sıkıya bağlıdır. Her dini bayramda, kökleri asırlar öncesine dayanan gelenek ve görenekler canlandırılmaktadır. Mesela, Noel ve Paskalya gibi büyük Hristiyan bayramlarında, geleneksel yemekler ve tatlılar yapılıp, bayramlara özel şarkılar ile geleneksel etkinlikler sürdürülmektedir. Aynı zamanda, doğum, vaftiz, düğün gibi bir insan hayatındaki en önemli olaylar da, bu yörenin geleneklerine sıkı sıkıya bağlıdır. Günümüzde bu gelenek ve göreneklerin korunması amacı ile, çeşitli kültür dernekleri tarafından önemli çabalar harcanmaktadır. Çünkü bu gelenek ve görenek, Midilli kimliğinin önemli bir parçasıdır.

 

Yöresel Müzik ve Danslar
     Hem Midilli müziği ve hem de yöresel danslar, Ege kıyılarında ikamet eden Rumların müzik akımlarından etkilenmiştir. Günümüzde bile, halk müzik toplulukları geleneksel giyimleri ile dansçılarının eşliğinde, Midilli hayatının tüm sevinçli anlarına eşsiz bir şekilde mutluluk ve canlılık katmaktadır : panayırlar, nikah törenleri, dini ve milli bayramların etkinliklerinde. Özellikle, her Midilli müzik topluluğunda yer alan, telli bir müzik aleti olan santur gibi geleneksel tarzda müzik aletlerinin üretimi de dikkate değer ölçüdedir. Adanın en meşhur dansları “Lesviyakos”, “Balos” ve “Mitilinaikos” ruhun serbestçe ifadesinden ve yöreye ait leventlik havalarından çıkmaktadır.

 

Yöresel Kıyafetler
     Adanın pek çok kasabasında, yöresel kıyafetler içeren folklorik koleksiyonlar bulunmaktadır. Bu koleksiyonlarda, yöresel kıyafetlerin seçkin örnekleri sergilenmektedir. Midilli kıyafetinin temel özelliklerinden biri, “vraka” ( şalvar ) dır. Kadın ve erkek için olabildiği gibi, kullanımına göre ( günlük yada bayramlık ) , ince yada kalın kumaşlardan da yapılabilir. Daima siyah olan şalvarları dışındaki erkek kıyafetleri, siyah yada beyaz gömlek, siyah yelek ile “kaçula” diye adlandırılan yöresel siyah bir başlık ve siyah ayakkabıdan oluşmaktadır. Kadın kıyafetleri, rengarenk şalvar ve onu uygun gömlek yada etek ile başlarındaki tipik “çemberi” (baş örtüsü ) diye adlandırılan örtüden oluşmaktadır. Ada sakininin kıyafetlerini normal ve kalın paltolar, kürk, kepenek, kadınların altın işlemeli elbiseler ile uçuk renklerde ipek dokumalar tamamlamaktadır.

 

Yöresel Etkinlikler
     Özellikle yaz aylarında olmak üzere, ada sık sık kurulan panayırlar ile canlanmaktadır. Genellikle üç gün süren bu panayırlarda, alışılagelmiş şarkı ve dansların yanısıra, zaman zaman at yarışları yada başka yarışmalar, hatta dinsel törenler yada çeşitli kültür etkinlikleri de düzenlenmektedir. Adada en çok ilgi gören yortular arasında Miroforos ( Kutsanmış Yağ taşıyıcıları ) Pazar gününe denk gelen Mantamados’ daki Taksiyarhis yortusu ve 1 Haziran tarihindeki Aya Paraskevi’ de kutlanan Tavros ( boğa ) yortusudur. Hristiyanlık öncesi döneme dayanan bir gelenek olan boğanın kurban edilmesi ve at yarışları, her iki yortunun da ortak olan özelliklerindendir. Bütün gece boyunca şarkılar eşliğinde, büyük kazanlarda pişirilen “keşkek” ( buğday ve bol kimyonla birlikte haşlanmış et ), ertesi sabah ziyaretçilere ikram edillir. Özellikle Petra ve Ayasos’ ta bambaşka bir görkemle kutlanan 15 Ağustos yortusu ( Meryem Ana’ nın vefatı ) tüm ada için çok önemli bir gündür. Adanın dört bir yanından her yaştan insanın geldiği bu köye, bazılarının da yürüyerek geldiğine sık sık rastlanmaktadır. Bu insanların birçoğu kilise avlusunda yada çevresinde geceyi geçirirler. Karnaval kutlamaları çok eğlenceli geçmektedir. Özellikle de Mesotopos’ taki “çıngıraklılar” ve Ayasos’ ta insanların birbirine yaptığı alay dolu atışmalar yüzyıllar boyu süre gelen bir geleneğin devamıdır.

    Yaz boyunca adanın çeşitli yerlerinde şenlikler düzenlenmektedir : Skala Kalonis’ teki Sardalya Şenliği, Midilli şehri ve Plomari’ deki Uzo Şenlikleri, Petra ve Skala Polihnitu’ daki Trol Kayığı Şenlikleri gibi. Çeşitli konserler, tiyatro gösterileri, resim ve fotoğraf sergileri, konferanslar, at yarışları ve panayırlar, yöresel şarkı ve dans geceleri gibi etkinlikler ziyaretçilerin boş zamanlarını değerlendirmelerine olanak tanır.

Midilli Adası’ nın İçmeleri

 


    Midilli Adası’ nda şiddetli volkanik faaliyetler pek çok içmelerin oluşmasına sebep olurken, kaplıca tesislerinin - arkeolojik kazıların buluntularının bize gösterdiğine göre - kullanımı, antik çağlara kadar dayanmaktadır. Şu ana kadar, var olan kaynakların büyük çoğunluğu değerlendirilmemişti fakat yerel yönetim, bunları doğal ve kültürel çevre ile uyum içinde ve iyi bir şekilde değerlendirmeye yönelmiştir. En önemli kaplıcalar şunlardır :

    Thermi Kaplıcaları : Midilli Adası’ nın kuzey batısında Thermi’ de bulunmaktadırlar. Orada bulunan Helenistik mermer, Roma yazıtları ve Osmanlı binalarından anlaşıldığı gibi, bu kaplıcalar antik çağlardan bu yana insanlara şifa vermektedir. Demir içerikli kaynakların ısısı 46,9 °C ( 0,6 radyoaktivite derecesi ) olup, romatizma, deri hastalıkları ve simdirim sistemi hastalıklarına şifa vermektedir.

    Yera Körfezi Kaplıcaları : Yera Körfezi’ nin doğu kıyısında bulunmaktadır. Kaynağın etrafındaki arkeolojik buluntular, antik zamanlardan bu yana kullanıldığını göstermektedir. Osmanlı döneminde kaplıcalar yenilenmiştir ve bunu, Türk Hamam tarzına göre yapılmış iç dekorasyonundan anlamaktayız. Günümüzde, Midilli Şehri Belediyesi’ nin himayesinde işlemektedir. Kaplıcanın klorlu ve tuzlumsu olan suyunun ısısı 39,5 °C ( 1,8 radyoaktivite derecesi ) olup, mide bölgesindeki hastalıklara, vücutta su toplanmasına ve başka rahatsızlıklara şifa vermektedir.

    Polihnitos Belediyesi Kaplıcaları : Adanın batısındaki Polihnitos kasabasının güney doğusunda bulunmaktadır. 60 metre rakımdaki Almiropotamos deresinin kıyılarından 5 kaynak fışkırmaktadır. Belediye bunların iki tanesini yenileyerek, işletmektedir. Tesise en yakın kaynağın ısısının 86,7 °C ( 1,6 - 6 radyoaktivite dereceleri ) olması ile Avrupa’ nın en sıcak kaplıcasıdır. Klor ve sodyum içerikli kaplıcalar, kalça ağrıları, adale ağrıları ve kadın hastalıklarına iyi gelmektedir.

    Mithimna Eftalou Kaplıcaları : Midilli Adası’ nın kuzey batısında, Mithimna’ ya 3 km. mesafede bulunmaktadır. Suyun ısısı 46,8 °C olup, radyum ve klor içermektedir. Romatizma, tansiyon ve safra kesesi tedavisi için önerilmektedir.

    Lisvori’ deki Ayos İoannis Kaplıcaları : Polihnitos Belediyesi kaplıcalarının kuzeyinde bulunmaktadır. Suyun ısısı 69 °C olup, kimyasal içeriği, Polihnitos kaplıcalarınınkine benzemektedir.

MÜZELER - KALINTILAR - MANASTIRLAR - KİLİSELER

 

Theofilos Hacimihail Müzesi

 

    Midilli şehrinin Varya isimli semtinde bulunmaktadır. Müze, Midillili değerli mimar G. Gianulelis tarafından tasarlanan ve 1964 yılında Midillili sanat eleştirmeni - basımcısı olan ve eserleri ile bu büyük halk ressamını ( Theofilos Hacimihail ) yücelten Stratis Eleftheriadis’ in ( Teriade ) bağışları ile, zeytinlikler ile dolu bir bölgede, inşa edilen, yalın mimariye sahip olan bir binada barınmaktadır. Müzenin salonlarında, artık saygı duyulan halk ressamı Theofilos’ a ait, Teriade’ nin özel kolleksiyonundan Midilli Belediyesi’ ne hibe edilen, 86 eseri sergilenmektedir.

    Theofilos Hacimihail, kendini eğitmiş bir ressam olarak, geçen yüzyılın ( 20. ) Yunanistan halk resim sanatının en önemli temsilcisidir. Doğduğu ( 1868 - 1934 ) ve çocukluk yıllarını geçirdiği şirin Varya semtini, yürekten ve ihtirasla sevmiş ve resim eserlerine bu sevgisini cömertçe aktarmıştır. Yerinde duramayan ve hayalperest bir kişi olarak, İzmir’ den Pilio ve Larisa’ ya kadar seyahat etmiş ve ressamlık hayatının ilk iki periyodunu bu bölgelerde yaşamıştır. Adanın kurtuluşundan ( 1912 ) sonra, resimlerinin üçüncü ve son periyodunu tamamladığı Midilli şehrine dönmüştür. Orada, sanatçının eserlerinin değerinin anlaşılmasını kendisine borçlu olduğumuz ve eserlerinin dünyada uluslararası boyutlarda tanıtımını sağlayan, değer görmüş sanat eleştirmeni ve basımcı Teriade ile tanışmıştır.

    Theofilos’ un sanatı, Pilio ve Midilli Adası’ nın çeşitli binalarında ( ev ve dükkanlarda ) muazzam sayıda resim ve fresklerde görülmektedir. Eserlerinin konuları - genel olarak tarihi ve duygusal - onun ruh  halinin iki ana unsurunu yansıtmaktadır: duygusal bir memleket sevgisi ve romantizme eğilimi. Yunan halkının tarihi - antik dönemlerden 1821 yılına kadar yani,  Yunanlıların Osmanlılara karşı Yunan Direnişi’ ni başlattıkları yıla kadar - ona sevdiği kahramanları sağlamaktadır : Büyük İskender, Konstantinos Paleologos, Kolokotronis,  Markos Boçaris vs. Duygusal resimlerininin figürlerini, romantik romanlardan ve çeşit çeşit kartpostallardan buluyor : Aretusa ve Erotokritos, Romeo ve Jüliet ile resimlerindeki tüm kadın figürleri. Theofilos’ un bu iki ilham kaynağına yaşadığı çevreyi de eklememiz lazımdır. Yunanistan’ ın doğası ve romantik sahneler eserlerinin çoğuna damgasını vurmaktadır.

    Theofilos’ un sanatı, gerçek halk resim sanatının tüm özelliklerine sahiptir : canlı renkler ( genellikle doğal maddelerden kendisi tarafından elde edilmiş ) , özgünlük, içtenlik ve dürüstlük gibi unsurlar ki bunlar, eserlerinde rastlanan teknik yetersizliği ve tarih ile ilgili yaptığı tutarsızlıkları dengelemektedir.

    Müzede sergilenen eserlerinin çoğu, sanatçının resim yaşamının olgunluk periyoduna ait ve özel renk uyumları, resimlenen kişilerin gerçekçi orijinalliği, canlılığı ve halk ressamının doğasında bulunan içtenlik duygusu ile ün kazanmıştır. Müze, bu büyük sanatçının eserlerinin çok seçkin bir görüntüsünü vermeyi başarmıştır. Yakında Midilli şehrinde, Theofilos’ un hayatının pek çok yılını geçirdiği ev de, müzeye çevrilecek ve ziyarete açılacaktır.

 

Modern Sanat Müzesi - Eleftheriadis - Teriade Kütüphanesi

    Midilli şehrinin Varya isimli semtinde, Theofilos Müzesi’ nin yakınında bulunmaktadır. Stratis Eleftheriadis Midilli şehrinde doğmuş ( 1897 - 1983 ) , küçük yaşta Paris’ e gitmek üzere ayrıldı ve orada hukuk okudu. Fakat kısa zamanda resim sanatına duyduğu ilgi, onu bu sanat ile daha derinden ilglilenmesine olanak tanıyan bir sanat eleştirmenine dönüştürüyor. Sanat içerikli dergi ve kitapları basımında o dönemin yayıncıları ile birlikte çalıştı ve 1937 yılında kendi yayın evi olan VERVE’ yi ( “ilham” ) kurdu. Aynı isimli dergide parlak yazar, ressam ve şairler ile birlikte çalıştı ( Müzenin girişinde bu derginin sayıları bulunmaktadır ) . Kısa zamanda Teriade’ ın kafasında yeni bir fikir doğdu. Çeşitli sanatçı - dostlarını “Büyük Kitapların” basımına teşvik ve ikna etme fikriydi aklına gelen. Verve dergisinin sayılarında var olan resim eserlerinin reprodüksiyonları iken, elde yapılmış ve az sayıda çıkan ( 180 - 250’ ye kadar ) “Büyük Kitaplar” orijinal sanat eserleri olup, her biri sanatçılar tarafından imzalanmış ve numaralandırılmıştır.

    Teriade’ ın resimli kitap fikri, onun yayıncı olarak tecrübesinin ve Ortaçağ’ ın el yazmaları ve resimleri hakkındaki derin bilgisinin sonucu olarak gelişmiştir. 1964 yılında, Midilli Belediyesi’ ne Theofilos Müzesi’ ni hibe etmiştir ve daha sonra, Midillili mimar G. Gianulelis’ in tasarımı ile  yalın bir mimariye sahip ve Theofilos Müzesi’ nin bulunduğu aynı bölgede Modern Sanat Müzesi’ ni kurmuştur.

    Müzenin her salonunda, her bir “Büyük Kitap” vitrin içinde sergilenmekte; duvarlarda ise, “Büyük Kitap”a ait resim ve sayfaların çoğu ziyaretçilere sunulmuştur. Duvarda asılmış eserler, numaralandırılmış kitabın basımından önceki son deneme sayılarıdır. Bu resimler sayesinde, ziyaretçi ilham konusunda yaratıcılık çabalarını seyredebilir ve böylece, adeta resim - şiir diyaloğunda yer alabilir. Teriade’ ın amacı zaten buydu ve bu amacını başarmaktadır ve hatta bu başarısı o kadar doruk noktasına ulaşmaktadır ki Müzenin adı, “Açık Kitap”a dönüşebilir. Müzede aynı zamanda, Theofilos’ un 37 eseri, Çaruhis’ in altı eseri ve Kaliyannis’ in de üç eseri sergilenmektedir

 

Arkeoloji Müzesi ( Eski Bina )

    Midilli şehrinin güney limanı civarında bulunmaktadır. 1912 yılında inşa edilmiş ve bugün korunma altına alınmış muazzam bir konakta barındırılmaktadır. Merkezi binada, Tarihöncesinden Roma dönemine kadar uzanan geniş bir periyoda ait eserler; heykelcikler, seramik ve takılar sunulmaktadır. Avlusunda ise, ağır eserler yerleştirilmiştir : Klopedis’ in antik tapınaklarından eşsiz Eol sütun başlıkları, Arkaik dönemden Roma dönemine kadar uzanan periyoda ait en önemli yazıtlar, mezar taşları, rölyefler ( kabartmalar ) , heykeller ve paralar. Müzede şu kolleksiyonlar bulunmaktadır : 20. Tarihöncesi ve Klasik Eserler Dairesi’ nin kazılarından buluntular, Ayos Vartholomeos Neolitik Mağarası kazılarının buluntularının yanısıra özel kişilere ve derneklere ( Simantiri, Grimani, Alatza, Lagu, Binu vs. ) ait ve müzeye hibe edilmiş buluntular

 

Arkeoloji Müzesi ( Yeni Bina )

    Arkeoloji Müzesinin eski binasına yakın, çok modern ( 1995 ) bir sergi salonunda barındırılmaktadır. 1999 yılında kurulan ve heykel, günlük eşyalar ve antik villalardan usta işi mozaikler sergilenmek ile amacı, M.Ö. 2. yüzyıldan M.S. 2. yüzyıla kadar Midilli adasındaki hayat tarzının bir görünümünü, ziyaretçiye sunmak olan müzenin salonlarında kalıcı olarak “Hellenistik dönemden Roma dönemine kadar Midilli adası” adlı koleksiyon sergilenmektedir. Koleksiyonun sunumu, sergilenen eserlerin genel olarak daha iyi anlaşılması için, açıklayıcı metinler, haritalar ve maketler ile tamamlanmaktadır. Müzede şunlar sergilenmektedir: Aya Kiriaki tepesinde meydana çıkarılan lüks villalardan mozaik tabanlar ve freskler - ki bunlar Midilli adasının M.Ö. 2. yüzyıldan beri önemli ticari gelişiminin sarsılmaz kanıtlarıdır - ve Hellenistik ile Roma dönemlerinden değerli heykeltraşçılık örnekleri ( kabartmalı mezar taşları, heykeller ve portreler ) 

 

Bizans Sanatı Müzesi


    Midilli şehrinin merkezinde olan bina, 1978 yılında Ayos Therapontas kilisesinin karşısında inşa edilmiştir. Müzede Bizans ve Bizans sonrası dönemlerinden önemli dini eşyalar sergilenmektedir. Sergilenen eserler pahası biçilmez ikonlar, dini eşya ve kıyafetler, tahta oyması işler, ender el yazmaları ve eski dini kitaplardan oluşturulmaktadır. İkon sergisi, 13. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar uzanan bir dönemi kapsamaktadır. Ressamları bugün bize meçhul olan özellikle üç tane büyük boydaki ikon görkemlidir: Pantokratoras ( Kadiri Mutlak ) , Ayos İoannis Theologos ( İncil yazarı Aziz Yahya ) ve Ayos ( Aziz ) Georgios ikonları.

Kaleler

 

Midilli Kastro’ su ( Kalesi )


    Midilli limanına yakın, çamlık bir tepenin zirvesinde inşa edilmiş olan Midilli Kalesi, Akdeniz’ deki en büyük kalelerden biridir. İnşaasına antik yapı malzemeleri kullanılarak, Bizans döneminde ( M.S. 483 - 565 ) başlanan kale, Cenevizli Gateluzo’ ların hükümdarlığı döneminde ( 1355 - 1462 )  tamamlanmıştır. 1373 yılında ilk Cenevizli Gateluzo hükümdarı olan 1. Francesco tarafından kaleye - burçlu ve hendekli - pek çok kule daha eklenmiştir. 1384 yılında kale yıkıcı bir depremden dolayı harap olmuş ve bu olaydan sonra tekrar inşa edilmiştir. Daha sonra, savunmasını güçlendirmek amacı ile, kale yeni unsurlar ile donatılmıştır ( yeni burç, hendek ve toplar ile ) . 1462 yılında, kale Osmanlılar tarafından ele geçirilmiştir.

    Bugün bile, üzerinde kabartmalı bir şekilde Gateluzo ailesine ait hanedanlık armasının çok açık bir şekilde göründüğü ve aynı zamanda Roma’ dan çeşitli düello sahnelerinin işlendiği, taştan bir levhanın sarayın duvarına yerleştirilmiş olduğu, dikdörtgen bir şekilde, taştan yapılmış bir kule olan Galetuzo’ ların sarayı hala ayakta kalmıştır. Buna ilaveten, kalenin dış kapısında, üzerinde Paleologos’ ların hanedanlık armasının bulunduğu bir levha bulunmaktadır. Osmanlı döneminde, kaleye yeni unsurlar eklenmiştir ve o döneme ait olan medrese de bugün hala ayaktadır. Kalenin içinde, savaş zamanlarında şehrin kadın ve çocukları için barınak olarak kullanılan yeraltı pasajları ile dört bin metreküplük bir sarnıç da bulunmaktadır. Günümüzde bu kale, yaz aylarında kültür etkinliklerinin yapıldığı bir yer olarak kullanılmaktadır.

 

Midilli Antik Tiyatrosu

     Şehrin kuzey - batı ucundaki çamlık Aya Kiriaki tepesinde bulunmaktadır. 1958 yılında arkelojik kazılar sonucunda meydan çıkarılan, mükemmel bir akustiğe sahip olan ve yaklaşık 15.000 kişilik bir seyirci kapasitesi bulunan tiyatro, antik zamanların en büyük tiyatrolarından biri olarak kabul edilmektedir. Bir anlatıma göre, Roma İmparatoru Pompei, bu tiyatroyu ziyaret ettikten sonra, onun mimarisini taklit ederek, Roma’ da buna benzer bir tiyatro inşa etmeye karar vermiştir.

 

Morya’ daki Roma Su Kemeri

    Midilli şehrine 6 km. mesafede bulunan Morya’ ya 600 m.lik mesafede bulunmaktadır. Roma dönemine ( M.S. 2. yüzyıl ) aitolan bu taştan yapılmış eserin adada bir benzeri daha bulunmayıp, Ayasos bölgesinin su kaynaklarından Midilli şehrine su taşımakta idi. Bugün onarım çalışmaları sürmekte olan ve halk arasında “Kemerler” olarak adlandırılan kemerin en büyük kısmı kurtarılmış bulunmaktadır: Yakın bir ocaktan çıkarılmış, gri renkli mermerden oyulmuş on iki tane sütun ve bunların arasında orta sırasının yedi adet kemeri, alt sırasının ise bir kemeri hala ayakta kalmıştır. Tepesindeki tuğladan yapılmış kemerlerde bulunan su kanalları ile su taşınmaktaydı. Sular Olimpos dağındaki Megali Limni’ ( Büyük Göl ) de biriktirildikten sonra, yaklaşık 22 kilometre uzunluğundaki su kanalları boyunca akarken, buna başka kaynaklardan da sular ekleniyordu. Adanın orta kısımlarındaki bölgelerde, bu su taşıma sisteminin bazı kısımları hala görülmektedir. Bunun Morya bölgesindeki kısmı, 170 metre uzunluğunda ve 27 metre boyunda olup, 17 kemere sahipti.

 

Mithimna Arkeoloji Koleksiyonu


     Müze, 20. yüzyılın başlarında inşa edilmiş ve güzel bir yapı olan, Belediye’ nin eski binasında bulunmaktadır. Koleksiyon, Mithimna ve çevresinde yapılan arkeolojik kazıların buluntularını içermektedir : çanak çömlek, heykelcikler, yazıtlar, arkaik mezarlığının lahitleri ve kişisel eşyalarının yanısıra antik Mithimna’ ya ait paralar. Bu koleksiyonda İspanya sahilleri, kuzey Afrika, Sakız ve Samos adalarından gelme, sıvıları taşımak için kullanılmış amforalar da yer almaktadır ( M.Ö. 4. yüzyıldan M.S. 6. yüzyıla kadar ) .

 

 

Molivos ( Mithimna ) Kalesi

 


    Geniş antik surlarının kalıntılarının üzerinde, Bizans döneminde inşa edilen kalenin amacı, Frenk ve Osmanlı saldırılarına karşı direnmek üzeredir. İnşaası 1373 yılında, Cenevizli Gateluzo hükümdarı olan 1. Francesco tarafından tamamlanmıştır ve 1462 yılında Osmanlılar tarafından daha da güçlendirilmiştir. Bu çok sağlam yapılmış kale, kırmızı ve kahve renkli yöreye özgün taşlardan inşa edilmiştir ve çok sağlam olan surlarında pek çok yazıt, arma ve semboller bulunmaktadır. Kalenin içi, pek çok kattan oluşmaktadır. Kalenin kalın tahtadan yapılmış olan merkezi kapısı, hala muhteşem bir eser olarak varlığını korumaktadır. Çamlık bir tepenin zirvesinde inşa edilmiş olan Molivos Kalesi, Doğu Akdeniz’ deki en iyi korunmuş kalelerden biridir. Bu kale, günümüzde kültür etkinliklerinin yapıldığı bir yer olarak kullanılmaktadır

 

Sigrio Kalesi


    Bu küçük ve taştan yapılmış kale, Osmanlı döneminde inşa edilmiş ve Osmanlı mimarisinin tipik bir örneğidir. 1757 yada 1767 yılında, bölgenin ticari limanını korsanların saldırılarından korumak amacı ile, Osmanlı Donanması’ nın tümamirali olan Süleyman Paşa tarafından inşa edilmiştir. Küçük boyutlardaki kale, dikdörtgen şekilli olup, dört köşesinde de dikdörtgen kuleleri bulunmaktadır. Kalenin doğu yönünde bulunan merkezi kapısının 2 kanadının üzeri demirden levhalar ile kaplı idi. Kale kapısının kemeri, sırası ile bir kırmızı, bir beyaz taşlardan oluşup, tipik bir Arap mimarisi örneğidir. Kalenin içindeki, muhafızların kaldıkları odaların, taştan yada tuğladan yapılmış kemerleri de buna benzemektedir. Kalenin bugünkü durumu çok iyidir. Ziyaretçi, duvarlara yerleştirilmiş olan ve kaleye doğulu bir hava katan, usta işi süslü Osmanlıca yazıtları görebilir. Ege denizinin muazzam bir manzarasına sahip olan kale Sigrio kasabasının biraz dışında bulunmaktadır.

Kutsal Manastırlar

Ayos Rafail Kutsal Manastırı

 

      Adanın kuzey doğusunda Thermi kasabasına 3 km. mesafede bulunmaktadır. Bugünkü manastır, ilk Hristiyanlık dönemine ait, bazilika tipindeki eski bir kilisenin kalıntıları üzerinde inşa edilmiştir (freskler, kırmızı taş döşeme zemin, Pantokratoras ikonu ( 14. yüzyıla ait ) vs.). Manastır hayatı, üç periyoda ayrılabilir : (a) 10. yüzyıldan 1235 yılına kadar, (b) 1443 yılından 1463 yılına kadar öyle ki; 1463 yılında, Ayos Rafail manastırın son Baş Rahip’ i iken, Osmanlılar tarafından harap edilmiştir. (c) 1962 yılından bugüne kadar. Bu manastır, rahibe manastırıdır ve Ayos Rafail’ e ithaf edilmiş ve onun adına tekrar inşa edilmiştir. Etrafındaki bölgenin ekonomik hayatına önemli bir katkıda bulunan manastır, adanın en önemli kutsal yerlerinden biridir.

Taksiyarhis Mihail Kutsal Manastırı

 

      Bu Bizans Manastırı büyük ihtimal ile Osmanlılar adayı ele geçirince ( 1462 yılında ) ıssızlaşmıştır. Manastırdaki kilise 1879 yılında yeni baştan inşa edilmiştir. Kilisedeki eski ikonlar ve değerli dini eşyalar arasında - Bizans üslubunda yapılmış - kabartmalı Taksiyarhis Mihail ikonu önemli bir yer almaktadır. Bir rivayete göre, bu ikon toprak ve rahiplerin kanından yapılmıştır. Bu manastır, adanın en önemli kutsal yerlerinden biri olup, Mantamados kasabasına çok kısa bir mesafede bulunmaktadır. 

Limonos - Ayos İgnatios Kutsal Manastırı

   Adanın ortasında, Kaloni kasabasının kuzey batısında 3 km.lik mesafede inşa edilmiştir. Kilisesi, Pamegistus Taksiyarhes’ e ithaf edilmiştir. 1523 yılında, Mithimni piskoposu olan İgnatios Agalianos tarafından inşa edilmiştir ve onun adına ithaf edilmiş olan manastır, Osmanlı döneminde adanın tek kültür merkezi konumunda idi. Manastır kilisesi, bazilika stilinde, görkemli bir yapıdır. Kilisenin teblosu tahta oymalı ve altın kaplamalıdır. Aynı kilisede 1800 yıllarının Agio Oros tarzında freskler bulunmaktadır. Manastırda zengin bir kütüphane ile birlikte, aynı zamanda Kilise Sanatı Müzesi ve Jeoloji Müzesi ( 1990 ) de bulunmaktadır. 

Panaya Mirsinyotisa Kutsal Manastırı

  Limonos Kutsal Manastırı’ na yakın ve ona bağlı olan bu Bizans tarzındaki Manastır, Meryem Ana’ nın Vefatı’ na ithaf edilmiş ve 1523 yılında yeniden kurulmuştur. Manastırın içinde, pahası biçilmez ikonlar, tahta oymalı eski bir teblo ve önemli freskler bulunmaktadır.

Perivolis Kutsal Manastırı
  Adanın kuzey batısında ve Antissa kasabasına 3 km. mesafede bulunmaktadır. Bizans tarzında bu rahibe manastırı, Meryem Ana’ ya ithaf edilmiş ve Osmanlı döneminde ( 1630 ) yeniden kurulmuştur. Tahta oymalı teblonun ikonları ve freskler ( 16. yüzyıl ) çok ilginçtir.
Pithariu Kutsal Manastırı

    Eresos kasabasının kuzey doğusunda ( 3 km ) bulunmaktadır. Taksiyarhes’ e ithaf edilmiş olan Manastırın kuruluşu, Ortaçağ yıllarına dayanmaktadır. Bizans tarzındaki bu manastırın pahası biçilmez ikonları, dini eşyaları ve freskleri vardır.

İpsilu Kutsal Manastırı

 Antissa ile Sigrio arasında bulunan kayalık Ordimnos Dağı’ nın tepesinde inşa edilmiş olan manastır, Ayos İoannis  Theologos ( İncil yazarı Aziz Yahya ) adına ithaf edilmiştir. Konumundan anlaşıldığı üzere Ortaçağ yıllarında ( yaklaşık M.S. 800 ) kurulmuştur. Manastır Kilisesi ikonları ile meşhur ve aynı zamanda pahası biçilmez dini eşyalar da muhafaza edilmektedir.

Damandriu Kutsal Manastırı
 Bu Bizans Manastırı ( 14. yüzyıl ) Meryem Ana’ nın Vefatı’ na ithaf edilmiştir. Manastır kilisesinin içinde, Bizans üslubunda muazzam ikon ve değerli dini eşyalar bulunmaktadır. Polihnitos’ a 5 km. mesafede bulunmaktadır.

Kiliseler

Midilli şehri

Ayos Athanasios Katedral Kilisesi

   Midilli şehrinin merkezinde bulunan kilise, haç şeklinde ve bazilika tarzında olup, 16. yüzyılın sonunda inşa edilmiştir. Ayos Athanasios’ a ithaf edilmiş olan kilisede, şehrin koruyucusu olan şehit Ayos Theodoros’ un kutsal naaşı muhafaza edilmektedir. Kilisenin tahta oyma teblosu, Bizans sonrası periyodun ( 1738 ) en güzel eserlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Aynı zamanda, İsa’ nın ikonu ( 16. yüzyıla ait Anadolu’ dan gelen bir değerli bir eser ) da diğer eserlerin yanında ayrı bir yeri vardır.

Ayos Therapontas Kilisesi

 Liman bölgesinin görkemli bir yapıtı olan bu kilise, şehrin en büyük kilisesidir. 1860 yılında, haç şeklinde Bizans tarzında inşa edilen kilisede, değerli ikonların yanında, Bizans dönemine ait iki ikonun; İsa ( 14. yüzyıl ) ve Ayos İoannis Theologos ( 15. yüzyıl ) ikonlarının ayrı bir yeri vardır.

Ayos Theodoros Kilisesi

     : Şehrin en eski kiliselerinden biri olup, antik şehrin kıyısında inşa edilmiştir. İlk defa Bizans döneminde inşa edildikten sonra, bir yangından dolayı gördüğü hasardan dolayı, 1759 yılında bazilika tarzında tekrar inşa edilmiştir. Kilisenin içinde muazzam ikonlar ve dini ( tahta oymalı ) eşyalar bulunmaktadır.

Midilli şehri dışındakiler

Arhangelos Gavriil ( Baş melek Cebrail ) Kilisesi

      Midilli şehrinin güneyinde 6 km. mesafedeki Kayani yada Taksiyarhes kasabasında bulunmaktadır. 1903 yılında Bizans tarzında ve haç şeklinde inşa edilen kilisenin kubbesi Gotik tarzındadır. İkon, dini eşya ve freskler ile dolu olan kilise, adanın önemli kutsal yerlerinden biridir.

Panaya Aya Sion Kilisesi

 Ayasos kasabasında bulunmaktadır. Kilise adını, Panaya ( Meryem Ana )’ nın eski ikonundan almıştır. Rivayete göre İncil yazarı Luka tarafından resmedilmiş olan bu ikon, 803 yılında Agathonas adındaki bir rahip tarafından buraya Kudüs’ ten ( Kudüs’ ün diğer adı, Aya Sion ) getirilmiştir. Bu rahibin hücresi kısa zamanda kutsal bir yer olarak kabul edilip, bugünkü Ayasos kasabası onun çevresinde gelişmiştir. Bugünkü kilise 1814 yılında inşa edilmiştir. Kilisede, el yazmaları ve dini eşyalardan oluşan, önemli bir koleksiyonu olan bir Kilise Müzesi bulunmaktadır. Adanın önemli kutsal yerlerinden biridir.

Panaya Glikofilusa Kilisesi

 

      Petra’ da, bir kayanın üzerinde inşa edilen kiliseye kayaya oyulmuş 114 basamak ile çıkılmaktadır. Çevreye hakim konumundan anlaşıldığı üzere, sık sık korsan saldırılarının olduğu Bizans sonrası periyotta inşa edilmiştir. Kilisenin içinde ender Bizans ikonları ve çok güzel bir piskopos tahtı bulunmaktadır. Adanın önemli kutsal yerlerinden biridir.

Panaya Gorgona Kilisesi

 Midilli şehrinin kuzey batısında 48 km. mesafedeki Skala Sikaminia’ nın şirin küçük limanında, denizin içindeki küçük kayanın üzerinde inşa edilmiştir. Kilise, Panaya Gorgona ( deniz kızı ) adını aynı isimdeki ikondan almıştır. Aynı isimdeki bu ikonda Panaya ( Meryem Ana )’ nın deniz kızı şeklinde görünmektedir ( bu ikonun halk ressamı meçhuldur ) .

Panaya “Truloti” - Pirgon Thermis Kilisesi

   Midilli Adası’ nın doğu kısmında olan Ano Pirgi Thermis bölgesinde bulunmaktadır. Haç şeklindeki, kubbeli bazilika tarzındaki kilise büyük ihtimalle 14. yüzyılda inşa edilmiştir. Midilli Adası’ ndaki Perivolis Manastırı’ ndan sonra Bizans döneminden, neredeyse hiç değişmeden günümüze dek kalan en eski Hristiyan Ortodoks kilisesidir. Kilisenin duvarlarında antik yapıtlardan alınmış çeşitli malzemeler kullanılmıştır. Onlardan en ilginç olanı kilisenin güney duvarında görünmektedir : büyük ihtimal ile, yakınında bulunan Thermia Artemidos antik tapınağından alınmış olan taşların üzerinde, insan figürleri ve hayvan şekilleri ( ceylan ve ayı ) bulunmaktadır. Kilisenin içindeki tahta oymalı teblo ( 18. yüzyıl ) Midilli Adası’ ndaki Bizans sonrası döneme ait en güzel örneklerden biridir. Kilise, Meryem Ana’ nın Vefatı’ na ithaf edilmiştir. “Truloti” (kubbeli ) adını, kubbesindeki Meryem Ana resminden almıştır. Çünkü kilise kubbelerinde genellikle İsa’ nın resmi bulunmaktadır.
Ayos Stefanos - Mantamados Kilisesi
Adanın doğu kısmında olup, Mantamados kasabasına yakın bulunmaktadır. Bizans sonrası dönemde, haç şeklinde ve bazilika olarak inşa edilmiştir. Yöreye özgü pembemsi renkli taşlar kullanılarak yapılan kilisenin boyutları küçüktür. Başlangıçta kilise kubbeli idi fakat 19. yüzyılın ortalarında Newton adlı gezgin kiliseyi ziyaret ettiğinde, kubbenin çökmüş olduğunu kaydetmiştir. Kilisenin çatısı, bölgenin sakinleri tarafından, kalasların üzerine kiremit döşenerek onarılmıştır. Kilisenin doğu tarafında, mihrabını üç küçük kemer süslemektedir. Kuzey ve güney duvarlarını da, başka kemerler süslemektedir. Kilisenin batısında görünen kapalı kısım daha sonra yapılmıştır. Duvarlarında daha eski bir kilisenin malzemeleri ve bir tane Roma yazıtı kullanıldığı görülmektedir.

Midilli Mimarisi

    18. yüzyılda Midilli’ de meydana gelen doğal afetlerden ( deprem ve yangınlar ) dolayı, adanın bugünkü mimarisini oluşturan ve - özellikle de - 19. ve 20. yüzyıla ait olan örnekler birbirine benzememektedir. Kullanılan ana yapı malzemeleri, tahta ve taştır : adanın batı ve kuzey bölgelerindeki köylerde çok renkli, volkanik taş; Plomari bölgesinde şist taşları; doğu köylerinde ise Mistegnon’ dan kırmızı taşlar. Adanın dikkate değer bir başka mimari özelliği de, şahnişin ( cumba ) kullanımıdır : binanın ikinci katında bulunan, dışarıya doğru çıkıntılı olan ve büyük pencerelere sahip, tahtadan  yapılmış bu hafif yapının amacı, yer kazanmak ve evin içine bol güneş ışığı girmesini sağlamaktır. 

    Midilli Adası’ nın mimarisi, aşağıdaki gruplara ayrılabilir :

    Köy evleri : taş ile inşa edilmiş ve çatısı kiremitle kaplı, bacalıdır.

    Şehir evleri : taş ile inşa edilmiş ve çatısı kiremitle kaplı, iki yada üç katlı, adaya özgün özelliklerden biri olarak üst katlarında cumbası bulunan, avlusunda çeşitli odaları olan evlerdir.

    Kale yada kuleler : zengin sınıfının taştan yapılmış evleri; günümüzde sahipleri tarafından yaz tatilinde ve zeytin toplama zamanında kullanılmaktadır. Üç katlı taştan yapılmış binaların genellikle en üst katında büyük pencereli, tahtadan yapılmış, süslü cumbaları bulunmaktadır. Bunların karakteristik bir özelliği, - mazgala benzeyen - küçük pencereler ve ana girişde bulunan ağır kapısıdır. Örnekleri; Morya, Pamfila ve Pirgi Thermis’ te bulunmaktadır.

    Konaklar : zengin sınıfına aittir. Şahane örneklerini, başlıca Midilli şehrinde ( Kioski ve Surada semtlerinde ), Molivos ve Plomari’ de görebiliriz. Barok,  klasisizm ve seçmecilik mimari tarzlarının apaçık görüldüğü, lüks yapıtlar söz konusudur. Dış cepheleri taştan olup, beyaz yada renkli mermerlerle süslenmiştir. İçleri de freskler ile, bahçeleri ise taşlar  döşenmiş, ferforje ve çeşitli şekillerdeki heykeller ile süslenmiştir.

    Midilli Adası’ nın endüstri binaları ( zeytinyağ imalathaneleri, sabunhaneler, ambarlar ) da - mimari açıdan - dikkate değer ölçüdedir. Tek katlı, dikdörtgen ve taştan yapılmış bu binalar, günümüzde restore edilerek Kültür Merkezleri olarak kullanılmaktadır.

     Son olarak da, genellikle üzerinde yazıtlar bulunan usta işi taş yada mermerden yapılmış  çeşmeler ve “kalderimi” diye adlandırılan taş döşeli yollar Midilli Adası’ nın mimarisini tamamlamaktadır.

 

MİDİLLİ ADASI GASTRONOMİSİ

    Adada her şey üretilebildiği için, Osmanlılar burayı “imparatorluğun bahçesi” olarak adlandırmışlardır. Kendi kendine yetebilen, güzellik ve iyi yaşam geleneğine bağlı olan adada, lezzet ve aromanın dengeli birleşimi ile hoş bir mutfak yaratılmıştır. 

    Evin hanımı, günlük basit yemeklerde bile yemeğin görüntüsünün de ayrı bir zevk vermesi gerektiği inancındadır. 

    Kreas me Kidonia ( ayvalı et ), arnaki gemisto ( kuzu sarması ), patatlidiko ( patatesli ), sucukakya ( salçalı köfte ), sougania ( soğan  dolması ), ampelofila yalanci ( yalancı dolma ), kolokitholuluda ( pirinç veya peynirli kabakçiçeği dolması ), kolokithokefedes ( kabak köftesi ), kremmidopites ( soğanlı börek ), giozlemedes ( gözleme ), mis kokan ev yapımı hamur işleri yada diğer yandan deniz kokan lezzetler ; taze balık, ıspanak veya pirinçli deniz tarağı veya denizminaresi, zeytinli ahtapot, kalamar dolması  mükemmel lezzet ve görüntüleriyle masaları süslemektedir. 

    Adanın tatlıları da harikadır : ülkenin belki de en iyi badem ezmesi, antik döneme ait sütun başlıklarında bulunan saka kuşu ve değişik bitki şekilleri verilerek yapılmaktadır ; sakız, amber ve gülsuyu kokulu, bademli-yağlı baklava ve ballı lor helvası. Midillililer, boğazlarına düşkün oldukları için adadaki tavernaların çoğunda veya kahvelerde iyi yemekler kolaylıkla bulunabilir.

    Adanın yerli ürünleri arasında ; zeytinyağı ile yağ peyniri, diğer süt ürünleri, et ve sosis, tuzlama balık - Kalloni sardalyası ünlüdür ancak ada genelinde çıkan tüm balıklar lezzetlidir - ve tabii ki uzosu meşhurdur. Yerli yiyecek ürünleri, dükkanlar ve kadın kooperatiflerinden temin edilebilir.

MİDİLLİ’ DEN YEMEK TARİFLERİ

“Suganya” ( Soğan Dolması )

    Malzemeler : 1 kilo büyük soğan, ½ kilo pirinç, ½ kilo dana kıyması, 2 yemek kaşığı maydanoz ( ince doğranmış ) , 1 olgun domates ( rendelenmiş ) , 1 fincan Midilli zeytinyağı, 1 tatlı kaşığı kimyon, tuz ve karabiber. 

    Soğanları ayıklıyoruz ve yumuşayıncaya kadar suda haşlıyoruz. Ondan sonra, soğanların dilimlerini, içlerini doldurabilecek şekilde açıyoruz. Dolma içini aşağıdaki şekilde hazırlıyoruz : bir kabın içine kıymayı, domatesi, kimyonu, zeytinyağını, ( yıkanmış ) pirinci ve tuz ile karabiberi koyuyoruz ve hepsini karıştırıyoruz. Daha sonra, soğan dilimlerinin içlerini, kapanabilecek kadar dolduruyoruz. Dolmaları tencerenin dibine çepeçevre sıralıyoruz ve Midilli zeytinyağını ilave ediyoruz. Dolmaların üzerine onları sıkıştırması için ağır bir tabak koyuyoruz ki, kaynarken dolmanın yaprakları açılmasın. Ve en son olarak da, biraz su ekliyoruz. Dolmayı orta sıcaklıktaki ateşte 30 - 40 dakika kadar pişiriyoruz. Düz bir tabakta, arzu edilirse, biraz tarçın eklenerek servis yapıyoruz.

Ayvalı Et (Porsiyon : 4 - 5 kişilik)


    Malzemeler : 1 kilo et ( yıkanmış ve porsiyonlara bölünmüş ) , 2 ayva ( boyuna dilimlenmiş ve kabukları ile çekirdekleri alınmış ) ,4 orta boy patates ( dörder parçaya bölünmüş ) , 2 yemek kaşığı domates salçası, 1 büyük soğan ( rendelenmiş ) , 2 parça çubuk tarçın, 1 çay fincanı Midilli zeytinyağı,tuz ve karabiber.

    Bir tencerede etleri zeytinyağı ile, pembeleşinceye kadar sote ediyoruz, sonra rendelenmiş soğanları yavaş yavaş ekliyoruz. Daha sonra da, tencereye ( etleri örtecek kadar ) su ekliyoruz ve kaynamaya bırakıyoruz. Yarı yarıya kaynadığında da, domates salçasını ve sırası ile ayva dilimlerini, patatesleri, tuzunu, karabiberini ve tarçını ilave ediyoruz. Kısık ateş üstünde, yemeğin salçası koyulaşıncaya dek, kaynamaya bırakıyoruz.

Ispanaklı Deniz Tarağı

     Malzemeler : 12 Kaloni Körfezi’ nden deniz tarağı ( kabukları ile ) , 600 gram ıspanak, 160 gram Midilli “Gravyer” peyniri, 120 gram yağ, 160 ml. süt kreması, 160 gram Midilli “Feta” peyniri ( çatal ile ezilmiş ) , 2 adet taze soğan ( ince ince doğranmış ) , 1 kuru soğan ( ince ince doğranmış ) tuz ve taze çekilmiş karabiber.

    Ispanakları tuzlu suda 5 dakika kadar haşlıyoruz ve iyice süzüyoruz. Bir tencerede yağı eritiyoruz ve soğanları sote ediyoruz. Ispanakları, tuzu ve karabiberi ekledikten sonra hepsini birlikte 5 dakika daha sote ediyoruz. Bu karışımı ateşten alıyoruz ve içine kremayı ve ufalanmış “Feta” peynirini ilave ederek, hepsini güzelce karıştırıyoruz. Deniz taraklarının içlerini çıkararak, kabuklarının içini, hazırladığımız bu karışım ile dolduruyoruz. Kabuğun içine doldurduğumuz karışımın en üstüne de, deniz tarağından çıkardığımız içi ve biraz rendelenmiş “gravyer” peynirini koyuyoruz. Orta derecedeki bir fırında, 10 - 15 dakika kadar pişiriyoruz.

Amigdalota

( Yunanca’ da “Amigdalo”, badem anlamına gelmektedir)


    Malzemeler : 7 su bardağı badem içi (kabukları soyulmuş ve çok ince ince doğranmış) 3½ çay fincanışeker, 2 bardak su, 1 ½ yemek kaşığı limon suyu, 3 yemek kaşığı gül suyu, Pudra şekeri.

    En önce, şekeri su ile - orta derecede ateşte - şurup kıvamına gelinceye kadar kaynatıyoruz. Sonra, buna badem içlerini ekliyoruz ve sürekli karıştırmaya devam ediyoruz. Daha sonra, limon suyunu ilave ediyoruz. Aynı zamanda tahta bir kaşık ile sürekli karıştırmaya devam ediyoruz. Bu karışım, tencerenin kenarlarına artık yapışmayıp da ayrılabildiği anda, o zaman tencereyi ateşten indiriyoruz. Ellerimizi hafifçe gül suyu ile ıslatıyoruz ve bu karışımı ( hala sıcak iken ) istediğimiz şekli vermek üzere yoğuruyoruz. Yaptığımız her “amigdalota”yı pudra şekerine buluyoruz ve onları üzerine önceden pudra şekeri serpilmiş olan bir tepsiye diziyoruz. İyice soğudukları zaman, üzerlerine tekrar pudra şekeri serpiştiriyoruz.

Midilli Adası’ nın Bitki Örtüsü

    Elverişli doğa ve iklim koşullarından dolayı, Midilli Adası dünyanın en zengin bitki örtülerinden birine sahiptir. Bu doğa koşulları adanın estetiğine de büyük katkıda bulunmaktadır. Antik lirik şairi Sapfo (şiirlerinde Midilli Adası’ nın bitkilerinden söz eder ve filozof Theofrastos ( M.Ö. 3. yüzyıl ), sistematik bir şekilde büyük sayıda bitkiyi kaydetmesi ile, botanik biliminin kurucusu olarak kabul edilmektedir.

    Günümüzde, bitki örtüsü, 1.400’ den fazla cins bitki içeren Midilli Adası, “Botanik Cennet” olarak tanımlanması abartı olmazdı : kokulu - şifalı otlar, süs bitkileri ile ender bitkiler, ağaç ve çalılar. Adanın batısı, adanın diğer bölgeleri ile kıyaslandığında, - bazı küçük ovalar dışında - verimsiz olduğu halde; adanın doğusu, güneyi ve ortası zeytinlikler ( yaklaşık 11.000.000 zeytin ağacı ) ve çam, köknar, çınar, kestane, söğüt, meşe vb. ormanları ile kapıdır.

    Midilli Adası dışında Yunanistan’ ın başka hiçbir yerinde olmayan, Rododendron ( Rhododendron Luteum Sweet ), varlığından bahsedilmeye değer. Boyu 4,5 m.’ye kadar çıkabilen, güzel sarı çiçekleri olan ve yapraklarını döken bu çalının, uzun ve sivri yaprakları vardır. Nemli ve verimli olan kumlu ve killi topraklarda biten bu bitki, deniz seviyesinden 60 metre yükseklikten, Profitis İlyas Dağı’ nın tepesine kadar ( 799 m. ) rastlanabilir. Rododendron bitkisinin yanısıra, başka türler de bulunmaktadır : zakkum ( Nerium oleander ), eğrelti otu ( Pteris aquilina ), söğüt (Salix fragillis ), dağ çileği ( Arbutus unedo ), sarmaşık ( Hedera helix ), kestane (Castanea satina ), vs.

G E R E K L İ   B İ L G İ L E R

Adada turistik konaklama yerleri, organize tatil köyleri ve otellerden, zirai turizm birimlerine kadar çok çeşitlilik gösterir. Karayolu şebekesi gelişmiştir, düzenli seferler yapan şehiriçi ve şehirlerarası otobüs işletmeleri, taksi servisi ve oto kiralama acentaları hizmet vermektedir. Atina ile hergün, Selanik ile oldukça sık olan hava ulaşımı devam etmektedir. Pire ve Sakız adasına her gün, Rafina, Selanik, Kavala, Limni, Volos, Sisam ve Dedeağaç’a haftanın belirli günleri deniz yolu ile ulaşım sağlanmaktadır. Ayrıca Türkiye’de Dikili Limanına ve Ayvalık’a sık feribot seferleri düzenlenmektedir

EOT-Yunan Turizm Teşkilatı-Kuzey Ege Turizm Müdürlüğü : (2251) 42511-2

Valilik Turizm Tanıtım Komitesi : (2251) 47544

Lesvos Valiliği Kalkındırma Derneği : (2251) 44945-6

Lesvos Otelciler Birliği : (2251) 41787

NEL-Lesvos Denizcilik İşletmeleri
(2251) 25822, 22222 ve Sigri Şubesi : (2253) 54432

Lesvos Turizm ve Seyahat Acentaları Birliği : (2251) 42574-5

Kuzeydoğu Ege Bölgesi Rehberler Derneği : (2251) 22555

Turizm Polisi : (2251) 22776

Kiralık Oda Sahipleri Birliği Federasyonu : (2251) 43375

Kiralık Odalar Birliği : (2251) 27821

Thermi Belediye Turizm Ofisi : (2251) 71124

Eresos-Antissa Belediye Turizm Ofisi : (2253) 53688

Kalloni Belediye Turizm Ofisi : (2253) 22288

Mithimna Belediyesi Turizm Ofisi : (2253) 71347, 71269

Midilli Belediye Turizm Ofisi : (2251) 43344

Petra Belediye Turizm Ofisi : (2253) 41235

Plomari Belediye Turizm Ofisi : (2252) 32222

Polihnito Belediye Turizm Ofisi : (2252) 42822

Ayasos Belediyesi : (2252) 22226, 22219

Aya Paraskevi Belediyesi : (2253) 31221

Yera Belediyesi : (2251) 82226

Evergetoula Belediyesi : (2251) 93454

Mandamados Belediyesi : (2253) 61222

Petra Zirai Kadın Kooperatifi : (2253) 41238

Mithimna Belediye Kampingi : (2253) 71279, 71169

Vatera-Polihnito “Dionisos” Kampingi : (2252) 61152-55

Liman Müdürlüğü : (2251) 47888, 128

Midilli Havaalanı : (2251) 61492, 61592

Olympic Hava Yolları : (2251) 28659, 28662, 26565

Aegean Airlines Hava Yolları : (2251) 61122

Gümrük : (2251) 28311

Devlet Hastanesi : (2251) 43777-781

EKAB-Milli Acil Yardım Merkezi : 166

Şehiriçi Otobüs İşletmeleri : (2251) 46436

Şehirlerarası Otobüs İşletmeleri : (2251) 28873

İtfaiye : 199

Orman Hizmetleri : 191

Midilli Trafik Şubesi : (2251) 22232

TAKSİ-Midilli : (2251) 22264, 23522 25922, 22919

Midilli Arkeoloji Müzesi (Eski Bina) : ( 2251) 28232
Pazartesi hariç 28:32-15:22

Midilli Arkeoloji Müzesi (Yeni Bina) : ( 2251) 42223
Pazartesi hariç 28:32-15:22

Midilli Dini -Bizans Müzesi : ( 2251)
Pazar hariç 29:22-13:22

Eleftheriadis - Teriade Müzesi : ( 2251) 23372
Pazartesi hariç 29:22-14:22 ve 17:22-22:22

Theofilos Müzesi : ( 2251) 41644
Pazartesi hariç 29:22-13:22 ve 16:32-22:22

Mithimna Arkeolojik Koleksiyonu : ( 2253) 71259
Pazartesi hariç 28:32-15:22

Eresos Arkeolojik Koleksiyonu : (2253) 53332
Pazartesi hariç 28:22-15:22

11. Prehistorik ve Klasik Eski Eserler Dairesi : (2251) 42223

14.Bizans Eski Eserler Dairesi : (2251) 42135-6

Ayos Rafail Manastırı : (2251) 71259

Limonos Manastırı : (2253) 22289

Panayia Mirsiniotissa Manastırı : (2253) 22729

Perivolis Manastırı : (2253) 56249

Pithariou Manastırı : (2253) 53239

İpsilou Manastırı : (2253) 54259

Mandamados Kutsal Taksiarhis Manastırı : (2253) 61359

Lesvos Doğa Bilimleri Fosilleşmiş Orman Müzesi : (2251) 47233, (2253) 54434

Vrissa Paleontolojik Koleksiyonu Doğa Bilimleri Müzesi : (2252) 61711

Yera Körfezi Kaplıcaları : (2251) 41523

Eftalou Kaplıcaları : (2253) 71245

Polihnito Kaplıcaları : (2252) 41229

Thermi-Loutropoli Kaplıcaları : (2251) 71242

Ayasos Zirai Kadın Kooperatifi: (2252) 22682, 23318, 22219

Asomatos Zirai Kadın Kooperatifi : (2251) 44287, 42265, 21252

Mesotopos Zirai Kadın Kooperatifi : (2253) 96298, 96442, 96478, 96336

Petra Zirai Kadın Kooperatifi : (2253) 41238

Polihnitos Zirai Kadın Kooperatifi : (2252) 42262, 42715, 42131

Skalohori Zirai Kadın Kooperatifi : (2253) 98288

Midilli Halk Sanatları Müzesi : (2251) 41388
Cumartesi ve Pazar hariç 29:22-13:22

Midilli Lesvos Giysi Müzesi : (2251) 22232, 29971
Çarşamba ve Cumartesi hariç 12:22-12:22

Maria Vlahou Lesvos Evi Özel Koleksiyonu : (2251) 28552
telefon görüşmesi akabinde.

Plomari Halk Bilimleri Müzesi : (2252) 32312
telefon görüşmesi akabinde

Polihnitos Tarihi Halk Bilimleri Müzesi : (2252) 42992

Ayasos Halk Bilimleri Müzesi : (2252) hergün 29:22-18:22

Ayasos Dini Müzesi : (2252) 22242 hergün 29:22-18:22

Ayasos “Gelişim” Okuma Salonu : (2252) 22242
hergün akşam saatleri

Vatousa Halk Bilimleri Müzesi : (2253) 51112

Midilli Belediye Resim Galerisi : (2251) 48222

Mithimna Belediye Resim Galerisi : (2253) 71291

Mandamados Kültür Merkezi, Seramik Sergisi : (2253) 61222

Plomari Kültür Merkezi : (2252) 32222

Plomari Sabun Müzesi : (2252) 32622

Aya Paraskevi Kültür Merkezi : (2253) 31221

Plomari Barbayanni Uzo Müzesi : (2252) 32741, 32231

Petra Varelcadina Konağı : (2253) 41512

Anaksos Kiralık Oda Sahipleri Birliği : (2253) 41912, 41782

Eresos Kiralık Odalar Birliği : (2253) 53194

Thermi Kiralık Odalar Birliği : (2251) 71268

Mithimna Kiralık Odalar Birliği : (2253) 71262

Midilli Kiralık Odalar Birliği : (2251) 43375

Polihnitos Kiralık Odalar Birliği : (2252) 41261, 42365

GERİ DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ

KOZAKTUR

İLETİŞİM
Tel: 00 90 232 6716006 – 6716444  -- 6324555

Fax: 00 90 232 6718516
GSM: 00 90 505 265 0069
E-Mail: bayiacente@hotmail.com
TurizmAnasayfa

PortalAnasayfa
www.midillituru.com

 

 

İST.ÜNİVERSİTE GEZİSİ/ ÇANAKKALE GEZİSİ(KONAKLAMALI)(GÜNÜBİRLİK) /    İZMİR UZAY KAMPI GEZİSİ / KAPADOKYA / ANKARA / ALTERNATİF TURİZM /  

ATATÜRK EVLERİ /

GEZİ TALEP FORMU

GERİ DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ
TUR ŞARTLARI